Yozgat Blues

0
1367

Blogda ilk defa bir Türk filmi yazıyor olabilirim.

Çok fazla Türk filmi izlediğimi ya da izleyebildiğimi söyleyemeyeceğim. Bu biraz da sinemaya çok fazla gidemiyor ve çoğu filmi evde izliyor olmam, Türk filmlerini desteklemek amacıyla da vizyonda iken görmek istemem ile alakalı. Ama bu plan çok başarılı sonuç vermiyor ve sonunda yılın önemli filmlerini dahi izleyememiş oluyorum.

Bu yılın ilki 32. İstanbul Film Festivali’nde izlediğim Yozgat Blues oldu. Hüzünlü bir gülümseme gibi bir film. İzleyiciyi güldürmeye çalışmazken, zorlamazken dahi kahkaha attırabiliyor, genelinde ise derin derin iç çekmeye neden oluyor.

Filmdeki 4 oyuncu da harika ama en çok başrol oyuncusu, Yavuz karakteriyle sessiz ve sakin bir şekilde tüm duygularını bize yaşatmayı başaran Ercan Kesal öne çıkıyor. Zorlamadan o kadar çok şey anlatıyor ki, etkilenmemek imkansız. Filmin başrolünü paylaşan, My Marlon and Brando’dan tanıdığımız sevgili Ayşe Damacı da ondan aşağı kalmıyor, karakterinin arayış halini çok güzel bürünüyor. Kadın kuaförü olmak isteyen ama kendisine inanacak biri olmayan berberi oynayan Tansu Biçer ve taşra enteli Nadir Sarıbacak ta övgüyü hak ediyor. Karakterler o kadar gerçekçi, o kadar gerçek hayat hüznüyle sarmalanmış ama bir o kadar da mizahi ki, senaryonun ve kurgunun kalitesi her sahnede kendisini gösteriyor.

Film boyunca tek bir şarkıyı defalarca duyuyoruz Fransızca şarkılar söylemek için Yozgat’a dek giden ikiliden, bu hem melankolik hem de ironik bir tat katmış filme. Şarkının filmin sonunda günlerce aklınızda kalması işten değil. Çoğu sahnenin görüntü yönetimi ve verdiği hisler o kadar iyi ki, beklemediğim kadar etkilenmiş olarak çıkmama neden oldular filmden. En akılda kalıcı olanlar;

Açılışta bir AVM’de Fransızca şarkılar söyleyen Yavuz,

Yürek burkan Neşe’nin yeni tabakları fark ettiği sahne,

Yavuz bey’den çay yapma teknikleri,

Odaya giderken ışıkların tek tek açılması (bundan sonra otomatik ışıklarda kendini hatırlatacak bir sahne),

Yavuz’un Neşe’nin evlilik haberine aşırı sevinci,

Final sahnesi.

İlk filmi Uzak İhtimal’i çok merak edip bir türlü izleyemediğim yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun alacağını düşündüğüm tüm tebrikleri hak ediyor, en çok da senaryo açısından. Gönlüm aynı zamanda Ercan Kesal’ın bu mütevazı ama müthiş performansının ödüllerle donatılmasından yana, henüz diğer filmleri izlemesem de, bunun ödüllük bir performans olduğu kesin.

Film ile ilgili Mahmut Fazıl Coşkun’un Ekşi Sinema’daki röportajı için buraya

Film vizyonda hak ettiği ilgiyi görmez muhtemelen ama, görülesi, kaliteli Türk filmlerinden.

Her gün ekranda gördüğünüz popüler ünlüler oynamasa da, güzel bir iş var inanın ki, siz atlamayın, izleyin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here