The Insult – Hakaret

0
177
The Insult Tony Ziad Doueiri
Yönetmen: Ziad Doueiri | Senaryo: Ziad Doueiri, Joelle Touma | Oyuncular: Adel Karam, Kamel El Basha, Camille Salameh | Dram, Gerilim | 2017 | Lübnan | 112 Dk. | IMDb Puanı: 7.9

The Insult, Orta Doğu coğrafyasından bir kesit sunuyor. Biri Filistinli bir göçmen biri Lübnan’lı bir Hristiyan olan iki adamın bir hakaretle başlayan ülkeye yayılan düşmanlığını anlatıyor.

The Insult: Bizim Coğrafyadan Hikayeler

İki ana karakterin çevresinde örülmüş The Insult, oldukça doğal bir hikaye ile başlıyor. Caddenin tamirinden sorumlu Filistin göçmeni Yasser Lübnan’lı Tony’nin balkonunu tamir eder. Evine karışılmasından hoşlanmayan Tony bu tamiri kırar. Olaya kızan Yasser’in Tony’ye hakaret etmesi ikisinin kendisini dava sürecinde bulmasına neden olur. Bu küçük olayın davaya taşınması yetmez, etkileri hem ülkeye yayılır hem de ikisinin arasında olayların büyümesine neden olur.

Lübnan’ın Oscar adayı The Insult’ın anlattığı eril hikayeler Türkiye’de her an karşılaşabileceğiniz türden. Tony’nin canlandırdığı maço ve ırkçı adamı kolayca tanıyacaktır Türk seyircisi. Bu anlamda doğru noktalara dokunuyor hikayesi. Anlamsız intikamına, haksız yere tamiratı kırmış olsa da devam etmesine seyircinin de sinirlenmesini sağlıyor. Irkçılığının boyutlarını görmek, orada göçmen olarak yaşayan insanların belirli mahallelere giremeyen, ikinci sınıf hallerini izlemek Lübnan kadar tüm dünyadaki göçmenlik gerçeklerine dair şeyler söylüyor. Hem de Lübnan gibi geçmişi karanlık, her an patlamaya hazır bomba halindeki bir ülkede pimin ne kadar eften püften olaylarla çekilebildiğinin bir göstergesi. Tam bir Orta Doğu portresi anlayacağınız.

The Insult

The Insult: Siyah Beyaz Gözlüklerle Lübnan

Tek suçu savaş halindeki bir ülkeden kaçıp güvenli bir yaşam aramak olan insanlara yarattığı sempati haklı bir sebep uğruna olsa da The Insult fazla taraflı kaçıyor iyi bir film için. Derdini anlatmaya çalışırken yaşanan olaylar Türk dizisi seviyesinde duygu sömürüsüne dönüşüyor. Durumun vahametini anlatmak için girmek zorunda olmadığı çok fazla dramatizasyon filmin gerçekçiliğini azaltıyor. Tony’nin inatçı ırkçılığı bir gerçek de olsa, onu iyisi kötüsü ile anlamamızı sağlamaya çalışmak yerine sonunda onu açıklamaya çalışması ile de elindeki durumu daha zayıflatıyor. Durumun zorluğunu anlatmaya çalışsa da, yardım eli uzatmasını izletse de bir türlü sevdiremiyor karakterini. Anlattığı hikayeler tanıdık ve bizden olsa da Yassar’ın fazla iyi, Tony’nin fazla fazla her hali batıyor doğal olarak. Sonunda ırkçılığın bir çocukluk travmasına indirgenmesi ise yarattığı tüm etkiyi silecek seviyede bir karar. Yaşanan olayların kalbinde Lübnan’ın kanlı tarihi yatsa da bunun olaylardan öteye gidip çok bir milletin çok ruh haline dönüşmüş olduğunu anlatma başarısının ardından verdiği bu karar tarih dersinin ötesinde bir fayda sağlamıyor filme. Benzer bir coğrafyadan hikayeler anlatan Farhadi‘nin tersine iki karakterini de canlı kanlı, iyisiyle kötüsüyle insanlar haline getiremiyor Ziad Doueiri. İhtiyacı olmayan baba-kız avukat hikayesine ise hiç girmeyeceğim.

Karakterlerin tek taraflılığına rağmen Lübnan ruhunu ve nasıl saman alevinden yangına döndüğünü çok iyi anlatıyor Doueiri. Sürükleyici ve etkileyici sahnelere sahip bir film. Sinematografisi ile derdini anlatmayı iyi bilmesi sayesinde izlenmeyi hak ediyor.

SaveSave

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here