Kaybedenler Kulübü

0
292

Kaybedenler Kulübü, 2011 yılında çıkmış baş rollerinde Nejat İşler ve Yiğit Özşener’in oynadığı bir Türk filmi. iMDB puanı da 7.7. Kaybedenler Kulübü filmde olduğu gibi Kent FM’de yayınlanan bir radyo programı, sunucuları da Kaan (Nejat İşler) ve Mete (Yiğit Özşener). Yayınlandıkları zaman (90’ların ortası) kendilerine has üslupları ile çok popüler olmuşlardı, ancak daha sonrasında programı bitirmeye karar verdiler.

Filmi ilk izlediğimde çok beğenmemiştim, ama şu anda neredeyse 2-3 ayda bir izlerim, çünkü her izlediğimde farklı şeyler düşündürtüyor. Daha önce başka bir yerde yazı yazmıştım, sürekli bir yarışın içinde hissediyor olmam üzerine, bu düşüncem de filmde Kaan’ın “Koleje girmek için yarışır, iyi bir üniversiteye girmek için yarışır, iyi bir işe girmek için yarışır…” sözüyle neredeyse somutlaşıyor. Ama sadece bu da değil, sonrasında bir dinleyicinin aramasıyla açılan ölüm konusu da tahmin ediyorum izleyen herkesi etkilemiştir, izleyecekleri de etkileyecektir. Kaybedenler Kulübü’nün genel olarak bu kadar beğenilmesinin nedeni de herhalde bu, izleyen herkes, birbirlerinden ne kadar farklı olsalar da, kendilerinden birer parça bulabiliyorlar filmde, bu da onları filme bağlıyor. Böyle başka filmler de var tabi ama gerçekten çok nadir karşılaştığım türden oluyor bunlar.

Kaybedenler Kulübü

Filmde asıl radyo programında gerçekleşmiş konuşmalardan seçmeler var, tabi bunlar birebir verilmemiş ama çok küçük değişiklikler ile konuşmalar çok daha akıcı ve etkileyici olmuş. Filmde tabi bir de olay örgüsü olabilmesi için Kaan ile Zeynep’in (Ahu Türkpençe) aşk hikayesi de anlatılmış ama filmi izlemeseniz de bu hikayenin sonunu tahmin edebilirsiniz, sonuçta filmin ismi “Kaybedenler Kulübü.” Filmde herkesin favori sahnesi, sözü, diyalogu var, mesela bir çok arkadaşım, Kaan’ın “Hiç satmayan kitaplar basıp, hiç dinlenmeyen bir radyo programı yapıyorum” sözünü çok sever. Benim en sevdiğim sahne ise, YouTube’da da Kaybedenler Kulübü Bazen diye arattığınızda bulabileceğiniz, “Hiç birisinin sana sahip olduğunu düşündüğün oluyor mu, ya da bir şeyin?” sorusuyla başlayan diyalogun geçtiği sahnedir.

Bu güzel filmin yönetmeni ise Tolga Örnek, ismi tanıdık gelebilir, bir çoğumuzun izlediği Çanakkale (Gallipoli) belgeselinin de yönetmenidir aynı zamanda. Bence kendisi Türkiye’deki en iyi yönetmenlerden çünkü farklı şeyleri denemekten korkmuyor, bunu zaten Kaybedenler Kulübü’nü izlerken de fark edersiniz. İyi film izleyicileri, “Eeee hocam bu Quentin Tarantino’dan, bu buradan, bu şuradan” diyebilir ve haklılar da, ama bence bunlardan bir karışım oluşturarak çıkardığı eser de çok güzel. Filmin müziklerinin çoğu (klasikler hariç desek yeter) Can Gox tarafından yapılmış. Onu da ayrıca YouTube veya Spotify’dan dinlemenizi tavsiye ederim çünkü hem sesi hem de şarkıları yorumlama tarzı çok değişik, bunun yanında da filme çok güzel bir uyum sağlamış.

Eğlenceli Eklemeler

Böyle bir filmi triviası olmadan olmaz tabi ki, filmde gerçek hayattaki Kaan’ı görüyoruz, Yalnızlar Partisi sahnesinde. Filmde Mete’nin camından baktığı mağaza gerçek Mete tarafından hala işletiliyor Kadıköy’de. Kaan’ın sahip olduğu 6:45 yayın evi de halen devam ediyor, internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Filmin temasını oluşturan radyo kayıtlarının bazılarına da yine YouTube’dan ulaşabilirsiniz. Filmi sevenlerin hem sevineceği hem de korkacağı bir haber de, filmin ikincisinin çekiliyor olması… Yeni bir Kaybedenler Kulübü görecek olmak güzel ama inşallah ilk filmde yarattıkları eseri ikincisi ile bozmazlar (genelde karşımıza çıkan 2. filmler öyle oluyorlar bildiğiniz gibi). Bu filmin de 2017 sonu, 2018 başı gibi çıkması planlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here