GLOW 1. Sezon İncelemesi

0
1588
GLOW 1. Sezon İncelemesi
Yeni bir Netflix dizisi olan GLOW açılımı ile Gorgeous Ladies of Restling, Netflix’in bu ara pek sevdiği 80’ler dalgasının son ürünü. Stranger Things sonrasında 80’leri keşfetmeyi ve farklı açılardan anlatmayı seviyorlar. Bu defa yeni televizyon dünyasının en sevdiğimiz yönünü keşfediyoruz: güçlü kadın karakterler! GLOW 1. Sezon kadınların güreştiği bir televizyon programının hazırlık sürecini konu alıyor. Gerçekten 86-89 yılları arasında GLOW: Gorgeous Ladies of Wrestling adında bir program yayınlanmış. 2012’de güreşen kadınların hikayeleri ile ilgili bir belgesel var ve bu diziye ilham olmuş olsa gerek. Yönetmen, yapımcı ve güreşen kadınların personaları gerçek karakterlere dayanıyor.

GLOW 1. Sezon Ruth

GLOW 1. Sezon: Kadınların Gücü Adına!

Ana karakter olarak takip ettiğimiz Ruth (Alison Brie), Los Angeles’ta oyunculuk yapmaya çalışan ama bir türlü bir dikiş tutturamamış genç bir kadın. İlk sahnelerde evli bir adamla ilişkisi olduğunu fark ettiğimiz Ruth’un durumu pek iç açıcı görünmüyor. Maddi sıkıntılarınından öte kendine güvenini kaybetmesinden kaynaklanan problemleri ile boğuşuyor ki yakın arkadaşı Debbie (Betty Gilpinile bozulan ilişkisi de bununla alakalı.
Bütün çaresizliği içerisinde bulduğu her rol görüşmesine giderken kendisini bir güreş programında bulması ile olaylar başlıyor. En az Ruth kadar kötü durumda olan yönetmen Sam (Marc Maron), bu projeyi tamamen bir sonraki filmine para bulmak için yapıyor. Kimse mutlu değil ya da inandığı şeyi yapamıyor başlangıç noktasında. Dizinin güzelliği de bütün bu dip nokta içerisinden birlikte buldukları güç aslında. Ruth yüzünden güreş içerisinde bulan ve aslında neden orada olduğunu çözmesi zaman alan Debbie ise hem drama anlamında hem de karakter gelişimi anlamında en büyük gücü sağlıyor. İngiliz müzisyen Kate Nash‘de Rhonda karakteri ile kızlar arenasını renklendiriyor.

GLOW 1. Sezon The Gang

GLOW 1. Sezon: Güreşecek Miyiz Yoksa Güreşçileri Mi Oynayacağız?

Olacak mı olmayacak mı? Bu kızlar güreşmeyi becerebilecek mi derken ilk sezonun sonuna geldim. Ortalarda biraz yavaşlayan sezon son 2 bölüm ile toparlayıp kızların kendilerine güvenlerinin artması ve birbirlerini gerçekten sevmeye başlamaları ile güzelleşti. Hepsi birbirinden garip 14 kadının sonunda kurt kadın Sheila’ya kurt yaşına göre pasta almaları gibi detaylar ile birbirlerini nasıl da kabul ettikleri, edebildikleri sürekli birbiri ile didişen kadın görüntülerinin yanında tadından yenmez bana göre. Gönlümü kaptı bu şekilde. Yapımcı Bash’in bile sonunda pembe parlak farı ile kendi olabildiği noktaya ulaşıyoruz ve aslında hikaye tam burada başlıyor.
GLOW seyirciyi güldürürken karakterlerini umursatmayı başarıyor. Verdiği mesajlar ve yarattığı kadınlar ekranda hep görmek istediğimiz türden, karmaşık, azimli, tutkulu, kendisi olmak isteyen, kendi hikayesini yazmak isteyen kadınlar. Her biri kendi yolculuğunda, sadece yolları kesişmiş ve birlikte savaşıyorlar. Sezon sonunda ringe çıkmayı başaran GLOW kadınlarının hikayelerini ve başarılarını izlemeye devam etmek istiyorum. Neyse ki Netflix 2. sezon onayını verdi bile. Daha parlak daha güçlü bir sezon vaat ediyor. Ruth ve Debbie yine odakta olsa da diğerlerini daha fazla tanıyabilmeyi diliyorum.
En İyi Bölüm: 10 – Money’s in the Chase
Parlayan Karakter: Ruth

Kısa Kısa

  • Her ne kadar Debbie’nin son bölümde ne yapacağı belli olsa da çok güzel oldu yahu!
  • Hayalim tüm kızların toplanıp Debbie’nin kocası Mark’ı pataklaması
  • Son bölümde Carmen’in babasının gelmesi gözleri yaşartmadı değil.
  • She Wolf’u daha fazla tanıyabilir miyiz lütfen?
  • Arthie’ye daha doğru düzgün bir karakter verilmesini diliyorum yeni sezonda. Bombacı tipine göz devirmekten gözlerim bozuldu.
  • Sam ve Ruth’un birbiri için yaratıldığına tek ben inanmıyorum umarım.
  • Kızların Sheila ile birlikte hep beraber uluması tadından yenmez bir sahne idi, kenara yazılsın.

SaveSave

SaveSave

SaveSave

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here