Diriliş Ertuğrul ve Türk Kültürüne Dair 5 Alışkanlık

1
5396
Diriliş Ertuğrul Türk Dizileri Güney Amerika Peru
Diriliş: Ertuğrul dizisi Türk tarihinden esinlenerek hazırlanmış bir dizidir. Netflix ile İspanyolca Altyazılı olarak izlenebilmektedir.

Diriliş Ertuğrul İzleyen Yabancıların En Çok Dikkatini Çeken 5 Alışkanlık

Güney Amerika’nın Peru ülkesinde 1. yılımı doldurmak üzereyim. İnsanların Türklere olan ilgi ve sevgisinde Türk dizilerinin yerini bir hayli önemli buluyorum. Dizilerden gördükleriyle meraklanan ya da çıkarımlar yapan bir çok insanla tanıştım bu süreçte. Ancak benim için en etkili gösterim; eşimin aksiyon dolu tarih dizilerine olan merakını, Netflix‘in Diriliş Ertuğrul dizisine yöneltmesi ile karşıma çıktı. Göçebelerin, çadırların, İslamiyet’in ve karmaşaların büyülü dünyasında kendisinin ve çevresindekilerin (evde Diriliş Ertuğrul maratonları düzenliyoruz evet, cümbür cemaat herkesi başlattık diziye:) ) tepkilerinden yola çıkarak hazırladığım bir liste olacak. Bunlar benim gözlemlerim bakalım sizler ne düşüneceksiniz?

1Misafirperverlik

Halime Sultan

Dizideki ana karakterlerden Halime Sultan ve ailesinin, Kayı ovasına gelişi, ovaya bir çok sorun getirmesi, savaş ve ölüm dahil olmak üzere zincir problemler doğurmasına rağmen; Tanrı misafiri adledilen bu kişilerin, töreye uygun olarak korunup en iyi şekilde ağırlanması, burada diziyi izleyenler üzerinde çok ciddi bir etki bırakmış durumda.

İlk geldiğim günden beri bir misafir olarak ağırlandığım her yerde, güler yüzler ve açık kalplerle karşılaşmama rağmen beni rahatsız eden soğuk bir bulut her zaman odada varmış gibi hissetmiştim. Bunu açıklamak istediğimde anlamsız bakışlara maruz kaldığımdan ve bizdeki farkları anlatmaya çalışırken kırıcı olmaktan çekindiğimden, öyleler diyerek kabullenmiştim durumu. Ancak eşim başta olmak üzere diziyi her izleyen kişi, Türklerin misafir anlayışının bambaşka bir boyutta olduğunu ve benim doğal gördüklerimin nasıl olduğunu anlamış oldular.

Eşimin ve ailesinin kendi aralarında yaptıkları yorumlara göre; misafirin nasıl ağırlandığı değil, nasıl değerlendirildiği imiş farklı olan… Dünyanın her yerinde belki misafir güzel ağırlanır, ancak Türklerdeki Tanrı’dan gelen hayırdır, şer ise de kabulumüzdür anlayışı, onlara göre akıl almaz bir boyut imiş. Bir başka bakış açısı –ki bana çok tatmin edici geldi- en azından bu bölgedeki insanların yaklaşık 300 yıllık bir sömürge geçmişlerinin olmasının onlarda kapıyı çalana güven duyma hissiyatını çok zayıflatmış olması. Biz Türkler hiç bir zaman (kabullenilmiş bir dönem olmadığından böyle değerlendiriliyor) sömürge altında yaşamadığımız için, kapıyı açıtığımız gibi karşımızdakine güven duyacağımız bir kültür geliştirebilmişiz.

Sonuç olarak, Türklerden beklenilen misafirperverlik şuanda göğü aşmış durumda, kapısını çaldıkları herhangi bir evde de bu konuda haksız çıkmayacaklarını bilmek de beni mutlu ediyor.

2Sofrayı Paylaşma

Bu kalemi nasıl ele alacağımı bilemedim doğrusunu söylemek gerekirse çünkü sofra kültürü ne kadar benzerlik gösterse de, temelinde farklı olduğunu gösteren bir hissiyat bırakıyor.

Dizide ovanın beyi olan Süleyman Şah dahil olmak üzere, kimsenin aile bireylerinin hepsi sofraya oturmadan yemeğe başlamaması, kahvaltı veya yemek için aynı çadırda yaşamasalar dahil kişilerin sofraya davet edilmesi, sofranın sadece yemek değil bir sohbet ortamı olması dikkati çeken öğelerden.

Kendi adıma ben bulunduğum her yerde bunu zaten kendiliğimden sağlamaya çalıştığım için ve gerekirse bunu açıkça dile getirdiğim için pek farkına varmamışım. Hala da gerçekten bize özel olduğunu düşünmüyorum sofra sohbetlerinin ama komşuyu kahvaltıya çağırmak bize özel olabilir, evet. Şehir hayatlarımızda olmasa da, hala özünü daha iyi koruyan köylerimizde belki…

3Ekmek kırma

Çoğunlukla Süleyman Şah’ın çadırında görüğümüz sofra buluşmacaları, herkesin masaya oturması ve şükür ile başlanılan yemekler oluyor. Kimileri direk yemeğe başlarken kimisi de ekmeği bölüp bir sonraki kişiye veriyor. Tam olarak bu eylem dikkatleri çekmiş durumda.

Eşim Türkiye’ye geldiğinde bizim ekmeklerin büyüklüğünü garipsemişti. 2 ekmek al gel dediğimde garip bakıyordu, ekmeklerin boyutunu gördüğünde de bakışları daha da garipleşiyordu. Diriliş Ertuğrul izledikten sonra kültürümüzün malzemelerimize nasıl etkilediğini o benden önce farketmiş oldu. Biz bireysel değil paylaşımcı bir toplumuz. Bu ülkelerde (ya da ülkemizde daha bireysel takılan şehir merkezlerinde) ekmekler bireysel olarak hazırlanıyor. Yumruk kadar olan ekmekler kişi başına 1, 2 diye sayılarak veriliyor. Oysa bizim kültürümüzde ekmek (şu an düşünüyorum da gerçekten kültürümüze acaba ne zaman girmiştir?) büyük boyda getirip, sofrada herkesin ekmeği kırıp bir başkasına vermesi ile paylaşılarak yenen bir parça olma özelliği gösteriyor.

Ekmeğimizin Güney Amerika ülkelerinin ekmeklerinden lezzetli olması da tabi daha fazla yeme isteği yaratıyor olabilir. Evet bizim ekmekleri özledim, neyse ben bir sonraki kaleme geçeyim bunu burda keseyim.

4Tahta Kaşık

Sofraya oturan bireyler, resmi bir yemek olsun, aile için bir yemek olsun kendi kaşıkları ile oturuyorlar dizide gösterilene göre. Bu benim de ilk defa gördüğüm bir detay oldu. Gerçekliğini araştırmadığım ya da bilmediğim bir detay olsa da, bu diziyi izleyenlere göre Türkler kendi yemek kaşıklarıyla gezen ve sofraya oturduklarında tahta kaşıklarını çıkarıp yiyen kişiler olarak tanınıyorlar.

Diriliş Ertuğrul’un bir tarih dizisi olmasının önemi yüksek bu noktada, ama gösterilenlerin nasıl etkiler bıraktığını bilmek açısından da önemli diye düşünüyorum.

5Sedir

Rahatımıza düşkün bir milletiz biz 🙂 Şöyle işten yorgun argın gelince ilk yaptığınız kendinizi koltuğa atmak, tv izlemek ya da sohbet etmek ya da birşeyler okumak olmuyor mu? Heh işte o hepinizin gözünüzde canlandırdığı sahneler burası için o kadar da bilindik değil… Güney Amerika’nın geneli için yemek masası toplanma alanı oluyor, bunun dışında salon gibi oturma odası gibi mekanlar daha avrupai bir etki ile karşılanıyor. Sandalye en temel oturma elemanı, gerek ve yeterli görülüyor… E bizim için de öyle dediğinizi duyar gibiyim. Aradaki fark aslında ‘sedir’ ile kendini gösteriyor.

Dizide gösterilen evre, Türklerin çadırda, göçebe bir hayat yaşadıkları evreyi gösteriyor. Ne bir zenginlik ne de bir lüks gösterisi ama herkesin rahatça oturabileceği, postlarla kumaşlarla hazırlanmış sedirler oturma elemanı olarak kullanılıyorlar. Günümüzde evlerimizde koltuk olarak kullandığımız elemanlar, en basit köy evlerinde halen daha sedir olarak varlığını sürdürüyorlar. Bunun elbette kültürümüzdeki eve ayakkabıyla girmeme, oturduğun yerin temiz olması gibi etkenler bu kültürün ortaya çıkışını güçlendiren şeyler olsa da, izleyenlerde yarattığı etki görülmeye değer oluyor.

Ayrıca belirteyim bizim koltuğun keyfini alanlar kendileri de evlerindeki bol sandalyeli alanlarına koltuk takımları bakmaya başladılar! Kelebek etkisi yarattığımı düşünüyorum bazen 🙂

Bugünlük yazının sonuna geldik. Yabancıların Gözünden Türk Dizileri gibi farklı türlü gözlemlerle devam edeceğim yazılar için Tarçınlı Kahve’yi takipte kalın.

Peru’dan selamlar…

SaveSaveSaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSaveSaveSave

SaveSave

SaveSave

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here