The Sweet Hereafter

0
436

The Sweet Hereafter, 14 çocuğun ölümü ile sonuçlanan trajik bir kaza sonrasında kasabaya gelen bir avukatın aileleri grup davasına ikna sürecini anlatıyor. Russel Banks’ın romanından uyarlanan filmde, bir yandan avukat Mitchell Stephens’in psikolojisini, dünyasını anlatıp, bu davayı almak istemesinin kişisel nedenlerini sorgulatırken, bir yandan da ailelerin ve kasabanın bu kayıp ile baş etmesini anlatıyor. Mükemmel aile diye bir şeyin olmadığı, her ailenin eksileri ve artılarının olduğu bu gerçekçi hikayede her görüntünün arkasında bambaşka hikayeler olduğunu anlatıyor. Filmde de dediği gibi böyle bir olaydan sonra tüm kasaba yeni kurallara sahip başka bir dünyada yaşıyor.

Kaza öncesinden görüntüler ve kaza gününden flashback sahneleri ile aile ilişkilerinin hem kaza öncesi hem de kaza sonrasını görmemizi sağlıyor. Gerçekçi bir dile sahip olan film, elindeki trajik malzemeye rağmen ağlatmak için gereksiz çabalara girmiyor. Ailelerin sırlarının da paylaşıldığı filmde, karakterlerin hayatla baş etme yöntemlerine, yasak ilişkilerine kapı aralığından bakmamızı sağlıyor. Bu sırlar ortaya çıkmasa da, dava süreçlerini ciddi anlamda etkiliyor, bu sayede karakterlerin neden bir sonraki tepkiyi verdiğini anlayabiliyoruz. Otobüsteki çocuklardan Nicole’un (Sarah Polley) yine otobüste hayatını kaybeden ikizlere okuduğu Fareli Köyün Kavalcısı harika bir gönderme, müthiş bir bütünleyici olmuş filmde.

Ian Holm’un gerçekçi oyunculuğu göz dolduruyor. Özellikle kızının arkadaşı ile denk geldiği uçak yolculuğundaki sahneler ile çocuklarını kaybeden Billy ile konuşurken kendi kızının hikayesine kayması ile monologa dönüşen sahne gerçekten iz bırakan cinsten. Her karakterin dengeli bir oyunculuk sergilediği filmde özellikle Sarah Polley öne çıkıyor. Babası ile yaşadığı ensest ilişkinin psikolojik boyutlarını, kazadan sonraki değişimleri bu ilişki çerçevesinde değerlendiren Nicole, her şeyin başlangıcı ve sonu oluyor.

Atom Egoyan’a En İyi Yönetmen ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında Oscar adaylığı getiren film, yönetmenin filmografisindeki en parlak iş. Usta bir oyuncu yönetimi dikkat çekiyor. Müzik seçimi yönetmenin Ermeni köklerini yansıtıyor, insanın içine işliyor.

Çok iyi karakter draması diyebileceğim The Sweet Hereafter, melankolik atmosferi ile insanın içine işliyor, izledikten sonra da sizinle kalıyor. Çok katmanlı karakterlere sahip bir film olduğu için, tekrar tekrar izlendiğinde daha da güzel olabilecek cinsten. Küçük Zoe’nin bakışları içime işledi, hala gözlerimin önünde. Ben çok etkilendim, etkilenmemenin de zor olduğunu düşünüyorum. İzlenecekler listesine eklenmeli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here