Get Out

Bu yılın erken sürprizleri arasında tür ve mesajları ile dikkat çeken Get Out, korku ile arası çok iyi olmayan benim dahi ilgimi çekmeyi başardı. Ünlü komedi ikilisi Key & Peele ile tanınan Jordan Peele‘in ilk yönetmenlik denemesi olan Get Out, güçlü bir ilk film.

Get Out: Tehlikeli Hafta Sonu

Daniel Kaluuya‘nın oynadığı Chris, kız arkadaşının ailesi ile tanışmak ve onlarla vakit geçirmek için haftasonu şehir dışına çıkar. Chris ailesinin siyahi olmasından rahatsız olup olmayacağını sorduğunda Rose (Allison Williams) ailesinin ırkçı olmadığını söyler ama aile ile tanıştıktan sonra ortam giderek garipleşir. Annesi hastalarında hipnoz yöntemini kullanan bir psikolog, babası ise beyin cerrahı olan Rose’un ailesinde ilk sorunlar kardeşinin sarhoşluğu ile başlıyor. Ertesi gün gerçekleşen etkinlik ise işin tuzu biberi olur. 

Genel olarak ırkçılık teması ile başlayan filmin rahatsız edici durumlar ve diyaloglar ile yavaşça korku filmine dönüşmesi, tür için farklı bir deneyim sunuyor. Parti esnasında ziyaretçilerin ırkçı yorumları aslında çok da günlük ve genel algılarla ilgili, işi daha ürkütücü yapan da bu. Diyaloglardaki gizli ırkçılığı su yüzüne çıkartırken elini korkak alıştırmayan Peele, sarkastik durumlardan çok iyi yararlanıyor. Chris’in giderek daralan ama kız arkadaşı için göz ardı etmekte olduğu bu kapan daralıyor, seyrici de tüm köşeye sıkışmışlığı hissediyor. Ana karakterinin psikolojisindeki zayıflıkları da kullanarak seyirci üzerindeki etkisini arttırıyor.

Get Out 2017Senaryo konusunda da yönetmenlik olarak da Peele tüm spotları üzerine çekebilecek bir iş yapmış. Tüm hareketleri çok zekice ve kıvrak dönüşlerde seyirciyi yerinden oynatıyor. Buna rağmen filmin yıldızı Daniel Kaluuya. Kaluuya o kadar rahat bir oyunculuk sergiliyor ki, Chris olmadığına inanmak zor. Henüz onu eşleştirdiğimiz bir karakter de olmayınca iyi oyunculuğu filmde parlıyor. Girls’ten tanıdığımız Allison Williams, karakterinin mod değişiklikleri ile çok iyi başa çıkmış. Rose’un önce pek tatlı, sonra giderek garip ve tekinsiz hale gelen ailesini Catherine KeenerBradley WhitfordCaleb Landry Jones oluşturuyor. Kadroda tek çürük yok! Bahsetmeden geçemeyeceğim tek isim ise Chris’in kankası Rod’u oynayan LilRel Howery. Komedi faktörünü sürekli filmde tutmayı başarıyor aşırı karikatürize bir hal almadan. Dostluk gerçekten böyle zamanda gerekiyor.

Get Out, gerçeküstülüklere ve basit korku filmi temalarına fazla prim vermeyen, oldukça zeki bir film. Toplum eleştirisinin filmin son çeyreğinde dönüştüğü aksiyon sahneleri de tüm şaşırtmacaları da tatmin edici. Türün sevenlerini bakış açısı ve yenilikçi yönü ile mutlu edebileceğine inanıyorum. Korku filmleri ile arası olmayanlara da mutlaka tavsiye ederim, sadece eleştirileri ve ırkçılığa bakış açısı için harcanan vakte değer.

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

Enough Said

Boşanmış ve üniversiteye gitmek üzere olan bir kıza sahip olan masör Eva’nın uzun zamandır aşk hayatında kayda değer bir gelişme de olmuyor. Artık kimseden hoşlanamadığını düşünmeye başlayan Eva, bir partide aslında pek de tipi olmayan Albert ile tanışıyor. Hiç beklemediği bir şekilde Albert’dan hoşlanıyor ve çok doğal işleyen olaylar sonrasında Albert ile bir ilişkiye yelken açıyor. Ancak kısa bir süre sonra Albert’ın eski karısının müşterilerinden biri olduğunu fark ediyor ve işler biraz karışıyor.

Öncelikle sözü muhteşem Julia Louis-Dreyfus’tan açalım. Abartılı davranmadan güldürmeyi başaran çok başarılı bir komedyen Louis-Dreyfus. Seinfeild sonrasında New Adventures of Old Christine’den ya da şimdilerde Veep’ten tanırsınız kendisini. Tatlı gariplikleri bence ona o kadar yakışıyor ki, komedi filmlerinden ve dizilerinde kolaylıkla irrite olabilen beni hiç bir zaman rahatsız etmiyor, tersine sevdiriyor kendisini. Eva o kadar doğal bir karakter ki, onu sevmemek ve kaldığı ikilemleri anlamamak elde değil. Bu rolü ile aldığı Altın Küre adaylığını da sonuna kadar hak ediyor.

Filmin bir diğer yıldızı Sopranos’un James Gondolfini’si. Albert’ı çok doğal ve gerçekçi bir şekilde resmediyor, yan komşunuz sanabileceğiniz kadar hem de. Gondolfini’nin geçtiğimiz yılki beklenmeyen ölümü nedeniyle de son filmi olarak geçiyor tarihe ne yazık ki, keşke daha fazla izleyebilseydik kendisini.

Enough Said’in senaryosu çok başarılı. Romantik komedi türünün genel kurgusunda ilerlese de bunu usta işi dialoglar ve doğal karakterlerle o kadar güzel destekliyor ki, izlerken sıkılmanıza imkan yok.

Enough Said içiniz rahat bir şekilde herkese tavsiye edebileceğiniz, aylak zamanınızda televizyonda denk gelseniz tekrar izleyeceğiniz bir film. Boyundan büyük laflar etmeye çalışmayan, doğal, tamamını gülümseyerek izleyeceğiniz cinsten. Güzel bir öğleden sonra ya da akşam için tavsiye edilir.