Stranger Things 1. Sezon 2. Bölüm İncelemesi

The Wierdo on Maple Street

0
181

We never would’ve upset you if we knew you had superpowers.

Evet, diziye devam etmeme sebep olacak bağlantı bu bölüm ile kuruldu. Heyecanlı ilk bölüm sonrasında ikinci bölüm görece sakin başladı, ben de heyecansız ve gelişim odaklı olacağını zannedecek kadar naiftim.

Mike, Lucas ve Dustin üçlüsünün ormanda bulduğu Eleven’ı anlamaya çalışmaları ile başlayan bölüm, sosyal yetenekleri olmayan kısa saçlı kızımızın üstünü çocukların yayında değiştirmeye kalkması ile deli damgası yemesi ile başladı. Kara işler çeviren Hawkins laboratuarı ile ilgisi olduğunu hatta Dr. Brenner’a Papa dediğini, üzerinde deneyler yapıldığını anılarını hatırlaması ile öğrenmiş olduk. Süper güçlerini göstermesi için ise Lucas’ın ispiyonlamakla tehdit etmesi gerekti. El’i neden deli gibi geri almaya çalıştıklarına şaşmıyorum ama kızın güçlerini kullanımından da korkmuyor değilim ufaktan.

Gelelim Byers ailesine. Garip Jonathan’ın pek arkadaşı olmadığını hatta dışlandığını öğrendik, bununla pek problemi yok gibi görünüyor. Babasına gidişi, yolda Will’e “Should I Stay od Should I Go” dinlettiğini hatırlayışı ile aile ilişkilerinden ne kadar yıpranmış bir genç olduğunu gösteriyor bize. Bu da parti yapmakta olan diğer gençleri gözetlemesini görmezden gelmemize neden oluyor sanki. Bu esnada Joyce, Will’in sesini aldığından emin olduğu için en “bad ass” anlardan biri ile gidip kendisine yeni telefon (bir de Camel!) alıyor ve başında bekliyor. Dizinin şu ana kadarki en korkutucu anlarından biri yaşanıp, evin içinde ışıklar yanıp sönüp müzik açıldığında iyice koltuğa sindiğim doğrudur. Peki benden korku filmi kahramanı olur muydu? Asla! O kapıyı ben açamazdım. Joyce ise arabası ile uzaklaşmayıp ne kadar bu kahramanlık koltuğuna oynamakta olduğunu gösterdi.

Nerede takıldım diziye? Barb! Gerçekten Barb’a olacakları kan damlası anına dek beklemiyordum. Şu canavar ve kaybolmalar ile ilgili daha fazla bilgi alma vakti geldi. Nedir şu karanlık yer?

Kısa Kısa

  • Joyce şu anda en fazla sempatimi kazanmış karakter, gerçekten beslemek ve uyutmak istiyorum onu.
  • Eleven ya tam deli ya tam kahraman olacak. Şu anlık kahramandan yana oyum.
  • Lucas fazla can sıkıcı bir karakter değil mi? Mantıklı olan olmaya çalışıyor ama fazla zorluyor gibi. Bilim kurgu dizisindesin canım diyesim geldi bir kaç kez. Dustin sevimli de net favorim Mike.
  • Dustin’in El’in süper güçlerine olan heyecanını başka kimsenin paylaşmaması üzdü! Seninleyim Dustin, bence de fazlasıyla havalı.
  • Dizi sadece E.T. ile kalmayalım gitmişken Jaws referanslarına da dalalım demiş de, su ile diğer olayı bağdaştıramadığım için kafam iyice karıştı.

Akılda Kalan Diyaloglar

Joyce Byers: Donald. I’ve been here ten years. right? Have I ever called in sick or missed a shift once? I’ve worked, uh, Christmas Eve and Thanksgiving. I don’t know where my boy is. He’s gone. I don’t know if I’m… gonna ever see him again, if he’s hurt… I, uh… I need this phone and two week’s advance. And a pack of Camels!

Jonathan Byers: He’s trying to force you to like more normal things and you shouldn’t like things because people tell you you’re supposed to, okay?

Dustin Henderson: We never would’ve upset you if we knew you had superpowers.

CEVAP VER