Stranger Things 1. Sezon 1. Bölüm İncelemesi

Chapter One: The Vanishing of Will Byers

0
192
Stranger Things 1. Sezon 1. Bölüm

Something is coming. Something hungry for blood. A shadow grows on the wall behind you, swallowing you in darkness. It is almost here.

2016 filmlerini tamamlamaya odaklandığım için başlamakta geç kaldığım pek çok dizi oldu. Listemde bir kaç tane film kaldığı için, dizilerdeki açığımı kapatmanın vakti geldi sanıyorum. Bir ara blogda dizi incelemesi yapmaya niyetlenmiş ancak sürdürememiştim. Bu defa genel tanıtımlardan ziyade bölüm incelemelerini de dahil edeceğim dizi rehberleri oluşturmaya niyetlendim, kısa kısa her bölüm ile ilgili aklımda kalanları yazacağım. Bölüm incelemelerinin sürpriz bozan (Spoiler) içereceğini önden belirteyim. O zaman buyrun Stranger Things 1. sezon 1. bölüm incelemesine!

Dizinin ilk bölümü gizli bir devlet laboratuarından kaçan bir canavar ve onun ilk kurbanı gibi görünen bir doktor ile başlıyor. Ne olduğunu göremediğimiz ama elektrik ile bir baplantısı olan canavardan sonra 80’ler Indiana’sında ufak bir kasabada Dungeons and Dragons oynayan 4 çocuk ile karakterleri tanıtmaya başlıyor. Çocuklardan Will, eve giderken girdiği bir yasak alanda karşılaştığı canavar, onu evine dek kovalıyor ve ikisi birden kayboluyorlar.

Will Dryer’ın kaybolması ile birlikte bizi kasabanın olaysızlığı nedeniyle işinden sıkılmış şerif Hopper, Will’in annesi Joyce ve abisi Jonathan, Will’in arkadaşları Mike, Dustin ve Lucas’ı tanıtıyor. Joyce ve Jonathan’ın çalıştıkları için Will’in kayboluşunu sabah fark etmeleri gibi detayları kullanarak karakter tanıtımına ağırlık veren bir bölüm olmasına rağmen bunu olaylara bağlayabilmesi ile oldukça gerilimli ve merak uyandıran bir bölüm ortaya çıkmış. Dizilerin ilk bölümlerini kullanıcıyı yakalamak için çok kritik olduğunu düşünürsek dengesi iyi ayarlanmış bir bölüm.

Dizinin vintage havasını ilk sahnelerinden almamak imkansız. E.T. dünyasından fırlamış bir görüntüsü var, bunu jenerikten de müziklerden de bas bas bağırıyor. Duffer kardeşler ilk bölümden diziyi atıflarla doldurmaya başladı, 80’ler ruhu ve bilim kurguları dizinin kalbine çok doğru yerleştirilmiş. Yarattığı atmosferin de dizinin dünyasına hızlıca girmeye katkısı olduğuna şüphe yok.

Kısa Kısa

  • İlk satırlar ile yapılan muhteşem Foreshadowing (Hikayede daha sonra gerçekleşecek bir olaya ipucu vermek) bir kenara yazılmalı.
  • Winona Ryder’ı özlediğimi bilmiyordum izleyene dek, ne güzel bir dönüş.
  • This Is Us’ın Toby’sini yufka yürekli restaurant sahibi olarak gördüğümdeki sevincim kursağımda kaldı resmen. Neyse orada yaşıyor hala kalp krizine rağmen.
  • Mike, Dustin ve Lucas 80’ler gençlik filmlerinin çeşitlilik göz edilmiş versiyonu olmuş.
  • İçimden bir his şerifi çok seveceğimi söylüyor, ne güzel bir açılış ve gelişim ilk bölümden karaktere.

Akılda kalan diyaloglar

Jim Hopper: Mornings are for coffee and contemplation.

Jim Hopper: Joyce, this is Hawkins, okay? You wanna know the worst thing that’s ever happened here in the four years I’ve been working here? Do you wanna know the worst thing? It was when an owl attacked Eleanor Gillespie’s head because it thought that her hair was a nest.

Mike Wheeler: Something is coming. Something hungry for blood. A shadow grows on the wall behind you, swallowing you in darkness. It is almost here.

Stranger Things 1. Sezon 2. Bölüm incelemesi için buraya tıklayabilirsiniz.

DEĞERLENDİRME
Yazarın Notu
PAYLAŞ
Önceki İçerikGame of Thrones 7. Sezon Fragmanı Yayınlandı!
Sonraki İçerikStranger Things 1. Sezon 2. Bölüm İncelemesi
Sinema ve kitap tutkunu bir dijital dünya insanı. Konuşmayı, anlatmayı çok sevdiği için başladığı bloggerlık yolculuğunda sinema maceralarını Tarçınlı Kahve üzerinde paylaşıyor.

CEVAP VER