Raw

0
486

Cannes Film Festivali’nde aldığı tepkiler ile 36. İstanbul Film Festivali‘nin en çok merak yaratan filmlerindendi Raw. İzlemesinin zorluğundan filmden çıkanlara dek tartışmalı olduğu kadar beğeniyle de karşılanmıştı, benim de 2016 listemde merakla beklediğim bir filmdi.

Son dönemde özellikle bağımsız filmler arasında popülaritesi artan coming-of-age (erginliğe geçiş) filmleri pek çok farklı tür ile yakınlaşması sonucu orijinal sonuçlar doğuruyor. Let The Right One In gibi Avrupa’dan düşük bütçelerde muhteşem örnekler veren türe farklı bir bakış açısı Raw. Veterinerlik okuluna başlayan masum iyi öğrenci, vejeteryan ve bakire Justine’in yalnızlığını ve cinsel dönüşümünü ete olan açlığı üzerinden anlatan Julia Ducournau bir ilk filmden beklenmeyecek güzellikte ve yetkinlikte bir seyir yaratmış. Justine’in acemilerin kabul töreninde yediği çiğ et ile bir gruba kendisini kabul ettirmek için kendinden farklı görünme temasını kullanıyor, bu yıl bambaşka bir şekilde de olsa The Fits‘de benzer bir noktadan ele almıştı büyüme sancısını. Tek sorun, çiğ etin tadını alan Justine’in artan açlığının giderek kontrolden çıkmaya başlaması. Ducournau, Justine (Garance Marillier)‘in yolculuğunu aynı okuldaki ablası Alexia (Ella Rumpf) ile de harmanlayarak iki kadın üzerinden kanlı ve vahşi bir kendini anlama ve dünyadaki yerini bulma hikayesine dönüştürüyor. Carrie başta olmak üzere türün filmlerine göndermeler yapmayı da ihmal etmiyor. Bunu bu kadar tüyler ürperten ve insanın kemiklerine kadar hissettiği bir şekilde yapmasını sağlayan ise Marillier ve Rumpf‘ın oyunculukları. Özellikle Justine’in avını izleyen vahşi bir hayvana dönüştüğü sahnede hem çektiği acı hem de içindeki durdurulması güç istek, seyirciyi hipnotize ediyor. Tek fazla adımı giderek sürreal bir hal alan okul yurdundaki boyalarla bezeli sevişme sahnesi olsa da, onu da görselliği nedeniyle affetmemek elde değil.

Docournau‘nun pek herkese göre olmayan karanlık büyüme öyküsü, geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali‘nden FIPRESCI ödülü ile dönmüştü. Abartıldığı kadar olmadığına inansam da, dolu mideyle izlemeniz önerilmez ama bu mutlaka izlemeniz gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.

CEVAP VER