Planetarium

2
700
Planetarium
Yönetmen: Rebecca Zlotowski | Senaryo: Rebecca Zlotowski, Robin Campillo | Oyuncular: Natalie Portman, Lily-Rose Depp, Emmanuel Salinger | Dram, Fantastik, Gizem | Fransa, Belçika | 2016 | 105 Dk.

İlk olarak 16. !f Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterime giren Planetarium, 14 Temmuz’da Başka Sinema kapsamında vizyona giriyor. Bu vesile ile festival döneminde üzerine karalayamadığım filmden biraz bahsetmek istedim.

Rebecca Zlotowski‘nin yazıp yönettiği filmde bir kadın ağırlığı hissediliyor. İki kız kardeşin hikayesini anlatan filmde Natalie Portman ve soyadından anlaşılacağı üzere Johnny Depp’in kızı Lily-Rose Depp başrollerde oyunuyor. Depp’in oynadığı küçük kız kardeş Kate’in ruhlar ile bağ kurabilmesi üzerinden hayatlarını kazanan Barlow kardeşler ile bir film yapımcısının ile yolları kesişiyor. Kate’in yeteneklerinden etkilenen Korben bu seansları filme çekme konusunu bir takıntıya dönüştürüyor.

Planetarium: İçi Boş Bir Güzellik

Planetarium 2016

Filmin ilgi çekmesi için Portman ve Depp adları yeterli. Rebecca Zlotowski, 2010 yılında ilk filmi ile Cannes’dan eli boş dönmeyen bir yönetmen. Görüntü yönetmenliği de gayet başarılı bir film. Tüm bu iyi kombinasyonlar filmin bir yere varamayan, karakterlerini sevdiremeyen bir karmaşaya dönüşmesine ne yazık ki engel olamıyor.

İki kız kardeşin hikayesi aslında ilgi çekici başlıyor. Portman’ın oynadığı Laura’nın sahne performansı ve hırslı kişiliği ile seyirciyi yakalıyor ancak bu bağ bir türlü devam edemiyor. Nereye gittiği belirsiz karakterler, aralarındaki ilişkinin dinamiklerinin tam oturmaması ve seyircide karşılık bulamaması filmden koparıyor. Zlotowski, Barlow kardeşleri ne kadar çok umursamamızı istiyor ise seyirci kendisini o kadar uzakta buluyor. Gerçek hayatta Fox kardeşlerin hikayesinden esinlenerek çektiği filmin konusu ilgi çekici ve ilham verici. Olaysız bir film değil Planetarium, sadece olaylar aynı çerçevenin içerisinde anlamlı bir bütün olmaktan çok uzak. Bitmiş bir resimden ziyade güzel bir şeyin ilk taslağı gibi, asla olması gereken muhteşemliğe ulaşamayan. Hem savaşa giden bir Fransa’yı, hem iki kız kardeşin dinamiklerini, hem Fransız sinema dünyasının ilişkilerini hem de ruhları derken hiç birinin tadını tam alamadığımız bir çorbaya dönüyor ve mutlu da etmiyor.

Filmden size pek bir şey kalamıyor. Ne bir his, ne de izlediğinize dair anlamlı bir fikir. Olsun ben Portman için giderim diyenleri tutmayalım ama sabır dileyelim. Zira 104 dakika değil çok daha uzun hissedeceğiniz bir deneyim sizi bekliyor.

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here