Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film

Yeni çekilecek Star Wars: The Force Awakens o kadar büyük bir olay haline geldi ki, ana serinin hayranı olmasanız hatta hiç izlememiş olsanız bile çevrenizdeki heyecandan nasibinizi almışsınızdır. Star Wars ile üniversite yıllarında tanıştığım için duygusal bağımın, 1-2-3'le bile olsa seri ile erken yaşta tanışanlara göre zayıf olduğunu öncelikle belirtmem gerekli. Buna rağmen kötülerin en karizmatiği Darth Vader ve...
Casuslar Köprüsü
Bridge of Spies, ya da vizyondaki adıyla Casuslar Köprüsü, soğuk savaş zamanında Sovyetler ile Amerika arasında geçen bir ajan takasını konu alıyor. Sigorta avukatı James B. Donovan'ın Amerika'da yakalanan Rus ajan Abel'i savunması ile başlayan hikaye, Donovan'ın takas sürecine dahil olması ile gelişiyor. Filmin yönetmeni Spielberg olunca, otomatik olarak ödül konuşmalarına dahil oluyor. Filmografisinde pek çok zamanının ötesinde ve kült film barındıran yönetmenin...
!f İstanbul gösterimlerinde izlediğim Under The Skin, onun hakkında ne hissettiğime uzun süre karar veremediğim bir film. Biraz zaman geçip baktığımda, o anda düşündüğümden çok daha fazla beğendiğimi fark etsem de, yine de tam olarak zevkime göre bir film diyemiyorum. Buna rağmen her geçen gün gözümde değerinin arttığı da kesin. Bir roman uyarlaması olan filmin başında başka bir bedeni ele...
the wedding banquet
Kuşaklar arası farklar, geleneklerin modern zamanlardaki hayatta kalma savaşı, değişen aile dinamikleri ve ilişkileri, sinemada hem kendisine fazlaca yer bulabilen, hem de her farklı açıdan bakıldığında bambaşka hikayeler ortaya koyan konular. Bu nedenle ne kadar yaygın bir konu olsa da, izlemek keyifli oluyor. Geçtiğimiz yıl En İyi Yönetmen Oscar'ını ikinci kez kucaklayan, güncel sinemamızın önemli yönetmenlerinden biri olan Ang Lee'nin...
good bye lenin
Uzun zamandır izlemek istediğim filmlerden biriydi Good bye, Lenin! Almanya'da duvarın yıkılmasından sonra toplumun değişimini bir ailenin hikayesi üzerinden anlatıyor. Kendisini sosyalizme adamış annesinin tam duvar yıkılmadan önce komaya girmesi ve çıktığında tekrar kalp krizi geçirmemesi için hala duvar varmış gibi davrandığı sanal dünyayı Alex'in gözünden izliyoruz. İnanılmaz tatlı ama bir o kadar da trajikomik bir hikaye bu. Önce...
The Sweet Hereafter, 14 çocuğun ölümü ile sonuçlanan trajik bir kaza sonrasında kasabaya gelen bir avukatın aileleri grup davasına ikna sürecini anlatıyor. Russel Banks'ın romanından uyarlanan filmde, bir yandan avukat Mitchell Stephens'in psikolojisini, dünyasını anlatıp, bu davayı almak istemesinin kişisel nedenlerini sorgulatırken, bir yandan da ailelerin ve kasabanın bu kayıp ile baş etmesini anlatıyor. Mükemmel aile diye bir şeyin...
Frankenstein'ı izlememiş olsam da, nasılsa hikayeyi biliyorum diyip bu filmi izledim, pişman değilim. Zaten arkasından hızlıca Frankenstein'ı da izleyerek, eksik parçaları da tamamladım. Film ilk filmde kasaba ahalisi tarafından yakılarak kurtulunmaya çalışılan Frankenstein'ın kaçması ve kendisine bir arkadaş edinme çabasını konu alıyor. Yavaş yavaş konuşmaya da başlayan korkutucu canavarımıza biraz daha sempati besliyor, giderek daha fazla empati kuruyoruz. Özellikle...
Kısaca 1001 film listesinde şu ana dek en fazla hayal kırıklığı yaşadığım film olduğunu söyleyebilirim. Komedide çok ince sınırlar var, belki bu film bu gerçeklere çok uzak olan kişilerde (Amerikalılarda) işlemiş olabilir ancak bence trajediyi trajikomik bir hale dönüştürememiş. Belki zaten bu coğrafyalardan bahsedip, aslında ne kadar dramatik olduğunu gördüğümüz fanatizm ile aşırı bir şekilde dalga geçmesi ve karakterleri...
Grave of the Fireflies bunca zamandır neden izlenecekler listemde değilmiş diye şaşırdığım bir film, nasıl olmuşsa atlamışım, listemde bile yoktu, şans eseri denk geldim ve izledim. Uzun zaman etkisi silinmeyecek filmlerden. Hem de bir Studio Ghibli filmi olmasından kaliteli anime kokusunun burnumuza gelmiş olması gerekiyor, güzel olacağından şüphe duymaya gerek yok 🙂 Film, 2. Dünya Savaşı'nda hayatta kalmaya çalışan iki...
İngiliz komedilerini severim, iyi olduğunda gerçekten hepsini solluyor (Bkz. Coupling). Bu nedenle Monty Pyton ekibinden iyi bir performans bekliyordum ancak aradan geçen yıllar nedeniyle de bir çok espiriyi anlayamayabileceğim inancı da vardı, neyse ki yanılmışım 🙂 Film sonuna kadar Top 250'yi hak ediyor. Film Arthur dönemi filmleri ile ilgili bir parodi işin özünde. Gel gelelim diyaloglar o kadar güzel ve manalı,...
Bu filmi anlatmaya nasıl başlayacağımı bilemiyorum açıkçası. Ve nasıl bitirmeyi başaracağımı da. Filmin yönetmeninin Christopher Nolan olması heyecanlandırmaya yetmişti. Bunun üzerine yaz yaz bitmeyen sağlam oyuncu kadrosuysa filmin tadını tamamlayan baharat çeşnisi olmuş açıkçası. Leonardo Di Caprio'ya söyleyecek lafım tükenmiş durumda çünkü beni her filmde biraz daha inandırıyor oyunculuğuna. Bundan sonra ilk izleyeceğim film sinemada gidemediğim Shutter Island olacak. Bu filmde...