Four Lions

0
464

Kısaca 1001 film listesinde şu ana dek en fazla hayal kırıklığı yaşadığım film olduğunu söyleyebilirim.

Komedide çok ince sınırlar var, belki bu film bu gerçeklere çok uzak olan kişilerde (Amerikalılarda) işlemiş olabilir ancak bence trajediyi trajikomik bir hale dönüştürememiş. Belki zaten bu coğrafyalardan bahsedip, aslında ne kadar dramatik olduğunu gördüğümüz fanatizm ile aşırı bir şekilde dalga geçmesi ve karakterleri neredeyse beyinsiz olarak göstermesinden olabilir bunun nedeni, bu aptallıklarının gerçek sebebinin bir şeye ya da birine körü körüne inanmaları değilmiş gibi. Bir yandan da aslında tam olarak inanmamaları ise başka bir zayıf noktası. Ne kendime ait ne de aslında bahsettiği olaylara ait hiç bir şey bulamadım içerisinde. Komik olmasını beklerken ise, sadece zorladım kendimi gülmeye. Olmadı.

Yönetmenin ilk uzun metraj denemesiymiş, yakaladığı bazı güzel anlar vardı, hakkını yememek gerekli. Yine de beni yakalayamadı, yapacak bir şey yok. Ama yine de merakımızı korumayı başardı, film esnasında uyumadık, ama bitince de bir şey hissedemedik.

Bir şekilde ilginizi çektiyse, izlemeyin demek de olmaz ama, bence vaktinizle izleyebileceğiniz çok daha iyi filmler var, klasiklerden birini tekrar izlemek bile çok daha güzel bir seçenek bence. Harcamayın güzel vaktinizi.

Geç gelen edit: Filmin tatlı sürprizi olan Benedict Cumberbatch’ten nasıl olmuş da bahsetmemişim! Tek tanıdık yüz olmasının yanı sıra, kısa rolünde gayet iyiydi 🙂 Takibindeyim kendisinin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here