Derin Sular – Submergence

0
188
Submergence - Derin Sular 2017 Film Eleştirisi
Yönetmen: Wim Wenders | Senaryo: Erin Dignam ( Senaryo), J.M. Ledgard (Roman) | Oyuncular: James McAvoy, Alicia Vikander, Alexander Siddig,Celyn Jones | Dram, Romantik, Gerilim | 2017 | Almanya, Fransa, İspanya, ABD | 112 Dk. | IMDb Puanı: 6.0

Yeni Alman sinemasının ve yol filmlerinin ustası Wim Wenders son filmi Submergence – Derin Sular‘da ünlü oyuncular Alicia Vikander ve James McAvoy ile bir araya geliyor. En son Pina ve Salt of the Earth belgeselleri ile büyüleyen yönetmenin son kurgu filmleri kötü yorumlar aldığından izlemekten kaçınmıştım. Kadroyu görünce merakıma yenildim ve Filmekimi 2017 programıma uyunca Submergence‘a şans verdim.

Derin Sular – Submergence: Derinliklerde Kaybolmak

Derin Sular, okyanusa aşık biyomatematik profesörü Danielle ile bir aydan uzun sürecek bir dalış yaparak okyanusun en dibinde yaşam emareleri aramaya hazırlanırken tanıştığı su mühendisi James More’un hikayesini anlatıyor. Heyecanla beklediği yolculuğa hazırlanırken yakalandığı bu aşk hikayesi tatilin bitişi ile ikiliyi çok farklı yollara sürüklüyor. Danny dalış hazırlıkları yaparken aslında bir MI6 ajanı olan James More Somali’de cihatçı bir örgütün eline esir düşüyor.

J.M. Ledgard‘ın romanından uyarlanan film başlarda oldukça otantik hissettirmeyi başarıyor. Farklı dünyalarına rağmen birbirlerini hipnotize olmuşcasına izleyen ikili ve okyanus referansları ile aşkın derin sularına doğru ilerliyoruz. Vikander ve McAvoy’un uyumu seyirciyi yakalıyor. Ama ikilinin çabası Wenders’ın derinleştiremediği sığ sularda boğulan aşk hikayesini kurtarmaya yetmiyor. Sonunda farklı sıkışmışlıkların içerisinde kalan aşıkların inandırıcılık ve yönetmenin yaratmaya çalıştığı gerilimden uzak hikayesi olması gerekenden çok uzun sürüyor. İslam terörizmi ile ilgili eleştirileri filme iliştirilmiş hissettiriyor ve gerçek bir etki yaratamıyor.

Submergence - Derin Sular - James McAvoy - Alicia Vikander Film Eleştirisi

Erin Dignam’ın senaryosu karakterlerin hem fiziki hem de duygusal olarak yakalandıkları boğulmuşluğu derinleştirmeye çalışırken filmi o kadar sündürüyor ki bitse de gitsek modundan ikisinin de sonu seyircinin umurunda olamıyor. More’un hikayesi Danny’ninkine görece daha heyecanlı ve canlı olsa da ikisi de fazla klişelerle dolu. Son dakikada kurtulmalar, hiç bir sebep olmaksızın ulaşmak istediği üsse götürülmeler, aç kapa ile tekrar çalışan makineler derken işin tüm güzelliği kayboluyor. İnsan keşke aşk hikayesi olarak kalsaydı da gerilim yaratmaya çalışmasaydı diye düşünmeden edemiyor.

Filmi izlenebilir kılan Wenders’ın yaratmakta usta olduğu görsel güzellikler ve duygusal anlar. Tüm güzelliklerine rağmen senaryonun başarısızlığı ve gereği giderek azalan flashbackler ile sonunda sıkıcılaşıyor Derin Sular – Submergence. Vikander ve sadece göz zevki için dahi izlenebilecek McAvoy için izlenebilir ama ikinci yarısında kapatırsanız da kimse sizi suçlayamaz.

SaveSave

SaveSave

SaveSave

DEĞERLENDİRME
Yazarın Notu
PAYLAŞ
Önceki İçerik120 BPM – Kalp Atışı Dakikada 120
Sonraki İçerikSevgisiz – Loveless

Sinema ve kitap tutkunu bir dijital dünya insanı. Konuşmayı, anlatmayı çok sevdiği için başladığı bloggerlık yolculuğunda sinema maceralarını Tarçınlı Kahve üzerinde paylaşıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here