The Flash 1. Sezon İncelemesi

Bu seneye kadar çizgi roman dünyasından çıkan hikayelere pek ilgili olmayan ben, Netflix‘te yayınlanan birbiriyle ilişkili ama birebir bağlantılı olmayan Marvel ve DC Comic serilerini keyifle izler hale geldim. Takip ettiğim karakter dışındaki karterlerin dizilerine tatlı göndermeler bende yeteri kadar merak uyandırdı. Bu yapımın başarılı bir yol izlediğinin göstergesi oluyor sanırım ve bizlere de bağımlı olmadan bir çok seçenek sunarak uzunca bir dizi maratonu sağlıyor. Hoş Netflix zaten tam olarak bizim gibi maratoncuların ihtiyaçlarına göre kurulmuş bir sistem değil mi, o zaman başarılarının devamını diliyoruz. Marvel serilerini henüz incelemeye alamadım ama son keşfim olan hızlı adamın hikayesi The Flash 1. Sezon incelemesi buyrun sizlerle.

The Flash 1. Sezon İncelemesi - Barry Allen

The Flash 1. Sezon İncelemesi – Dünya üzerindeki en hızlı kişi, acaba öyle mi?

Çoğunlukla Barry Allen (Grant Gustin)‘ın ağzından dinlediğimiz The Flash‘ın hikayesi, 11 yaşında iken bir trajediye maruz kalan karakterimizin, özel güçlere sahip genç bir süper kahramana dönüşümünü anlatıyor. Karakterimizin güçlenişini izlediğimiz The Flash 1. sezon bence daha çok 25 yaşındaki kahramanımızın kişisel gelişimini gösteriyor bize. Aşkları, korkuları, arkadaşlıkları, güvendikleri, inandıkları… Adım adım onu o yapan değer ve kişileri gösteriyor ve tanıtıyor bizlere.

Geleceğe ve geçmişe dair attığımız bakışlar, gelecek ve geçmişin değişkenliği ile her cevabın bir soruyu doğurması şeklinde dalgalanarak ilerliyor. Her öğrendiğimiz bilginin ardından hep bir ama geliyor oluşu, düşmeyen bir enerji katıyor diziye.


Spoiler – Sürprizbozan Bölümü: Diziyi izlemediyseniz lütfen burayı atlayın!

Barry’i öldüreceği düşünülen yıldırımın onu güçlendirmesi ile başlayan zincir, onu öldürmeye gelen adamın onun güçlenmesine ihtiyaç duyuşu gibi çift yüzlü gerçeklikler doğuruyor. Sanırım hikayenin fantastik ögelerinden çok beni saran bu karmaşık ve bi’ o kadar da hayatın içinden gelen çelişkiler oldu.


İnsanlara yardımcı olmaya çalışan iyi çocuk Barry, daha iyi olabilmek için daha hızlı olması gerektiğine inanıyor ve sanırım annesinin son sözünü uyguluyor olabildiğince. “Run Barry run!” ve olabildiğince her sorunu daha hızlı koşarak çözmeye çalışıyor oluşu bana çok tatlı geliyor ve ne güzel ki başarıyor da. Neyse ki arada koşarak çözemediği dertler de çıkarıyorlar karşısına da ayakları yere basan bir hikaye olmaya devam ediyor.

Peki hızıyla suda yürüyen, düz duvara tırmanabilen kahramanımız sizce aynı hızla hayatının aşkının kalbine de girebilecek mi?

Birinci sezonun sonunda çocukluğundan bu yana omuzlarında taşıdığı trajedisini arkada bırakan Barry, yeni sezonda gerçekten temiz bir sayfa ile başlangıç yapabilecek mi?

Asıl ilk sorumuz şehri kurtarabilecek mi olmalıydı değil mi? Sanırım cevabı otomatikman evet diye veriyoruz. Vermeli miyiz acaba?

the flash 1. sezon incelemesi barry

Kısa kısa

  • Süper kahramanlar gittikçe gençleşiyor mu, yoksa bana mı öyle geliyor?
  • Başlığı ve hikayesi ile kendi başına ilgimi çekemeyen Arrow, Barry ile ilişkisi dolayısıyla ilgimi çekti, bakalım sıradaki dizim o mu olacak?
  • Cisco’nun isimler konusundaki yaratıcılığını alkışlıyorum.
  • Prison Break göndermeleri beni benden aldı. Özlemişim gerçekten karakterlerimizi bir arada görmeyi. Bir tek “Cold”un kız kardeşi beni hayal kırıklığına uğrattı. Başka bir yüz bekliyor olmam gayet doğal bence.
  • Flash’ı maskeli tanıyabiliyorlar mı tanıyamıyorlar mı? Ben anlayamadım…
  • Sarı giyen adam neden sürekli titriyor yahu, daha bi uyuz etkisi yaratıyor.
  • Barry’nin tekrar yaşadığı güne müdahale etmesi Cisco’yu kurtarmasından dolayı bu kadar mutlu edebilirdi sanırım… İyi ki!
  • Barry’nin vedalaşırken Joe’ya “Baba” diyerek sarılması en dokunaklı sahneydi bence.
  • Barry’nin asosyalliğini, hayatını STAR laboratuvarları ve Netflix arasında geçiriyor şeklinde açıkladığı an acaba bir mesaj mıydı bana? 🙂

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSaveSaveSaveSaveSave

SaveSave

SaveSave

Yabancıların Gözünden Türk Dizileri

Güney Amerika’da Türk’üm dediğimde hemen ilk aldığım yorum ‘Biz Türk dizilerini çok beğeniyoruz.’ oluyor. Arap yarımadasından sonra Latin diyarlarında ün salan Türk dizileri bir virüs gibi yayılmaya devam ediyor…

İlk defa Cezayir televizyonlarında karşıma çıkan (Arapça tek sesli dublaj olarak duyduğum) Türk dizileri burda da yakamı bırakmadı kısacası. En başta Türkiye’deki dizikoliklerin bir uzantısı olarak gördüğüm dünya, eşimin Türk kültürünü öğrenmek için türk dizilerini izlemesi ile bambaşka bir boyuta taşındı! Şu anda evde Türkçe konuşmayı bilmediği halde bana ‘Burcu Hatun’ diye seslenen Perulu bir adam var 🙂

Şakası bir yana, insanların tepkileri o kadar bizim algılarımızdan başka ki, ilgimi çekti ve gözlemledim. Aldığım notları sizlerle de paylaşmak istediğim için bu yazı dizisine başlıyorum!

Güney Amerikayı ilk fetheden dizi, Binbir Gece, Onur ve Şehrazad dönem çocuklarına koyulan adlardan

Yabancılar Türk Dizilerinin Nesini Beğeniyorlar?

İlk aklıma gelen bu soru olmuştu. Ve sanırım en güzel cevabı Uruguay’da kaldığım otelde çalışan bayan verdi, yani benim için en tatmin edici cevap bu oldu… Adını şuan hatırlayamadığım bu bayan 30’lu yaşlarda ve iki çocuk annesi, ailecek rahatça izlenebilir oldukları için tercih ettiğini söylemişti. Latin amerika dizilerinden (Rosalinda, Vahşi Güzel vb.) hatırlayacağınız üzere, öpüşmeler, sevişmeler ve küfürler buradaki yapımların sanki temeli gibi olmuş durumda, oysa bizdeki RTÜK etkisi ile bu tür davranışlar ciddi oranda azaltılmış ve bunlar olmadan da aşkı, öfkeyi gösterir hale gelmiş senaryolar görebiliyoruz. Bu tabi ki bi’ kesinlik değil, ama çocuklarına kötü örnek olacak şeylerin çoğunlukla elendiği bir yapım olarak, ailelerin diğer yapımlara oranla Türk dizilerini izliyor olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz bence.

Fatmagül’ün Suçu Ne? de en çok akıllarda kalan dizilerden, dizi müzikleri hala bazı gruplar tarafından kullanılıyor.

Dizilerde En Çok Ne Eleştiriliyor?

Sanırım bu konuda bütün milletler hem fikiriz. TV’de yayımlanan bölümler çok uzun, bitmek bilmiyor ve bu süreyi doldurmak için çok fazla yavaşlatılmış an var, bakışmalar gibi. Bu konuda Türk dizi sektöründeki çalışanlar da çok şikayetçi, ufaktan düzelmeye başladığını düşünüyorum artık, bu kadar ün bizleri daha iyiye götürmeli bence.

Bir diğer eleştiri ya da gözlem demek daha doğru olur heralde, sadece bölümlerin çok olması değil, dizinin yıllarca sürmesi de korkutan bir özellik gibi dile getiriliyor. Özellikle Netfliix te bi sezon neredeyse 200 bölüm gibi görününce.

“Muhteşem Yüzyıl” dizisi, daha önceden de tanıdıkları bir sima ile karşılarına çıktığı ve onlara Osmanlı dünyası çok büyülü bir etki yarattığı için çok tutmuş dizilerden.

Yurtdışında Türk Dizilerini En Çok Kimler İzliyor?

Televizyonda yayınlanan diziler baya Türkiye’deki gündüz kuşağına benziyor.. Sabah 11’de başlayan Türk dizileri serisi, akşam 8’e kadar sürüyor ve birçok kanal bu curcunaya dahil. Dizilerin büyük çoğunluğu hafta içi her gün olarak gösteriliyor ve kuaförlerden marketlere, ev hanımlarından dükkan sahiplerine kadın erkek herkes Türk dizilerini takip ediyor. Tabi ki de çoğunluk 30 ila 70 yaş arası bayanlardan oluşuyor.

Ben evimde TV kullanmadığım için bu furyadan biraz uzak kaldım, çevremdeki herkes bi’ diziler takip ediyor oysa ki. Ancak bizim eve de Netflix ile Türk dizileri bomba gibi düştü. Netflix düzenlemesi ile yarı zamanlı hazırlanan diziler (40 dakikalık bölümler halinde kısaltılmış), genci yaşlısı, kadını erkeği herkesin erişiminde… Şantiyede akşam laptopun izleyen işçisinden, iş arası bi dizi yapan mühendisine herkes izliyor dizilerimizi. Sanırım bu kadar erkeğin ‘Binbir Gece’ gibi dizileri izlediğini Türkiye’de görmediğim için ben garipsiyorum hala.

Bir başka grup da benim yeni farkına vardığım bir grup, yurtdışındaki Türkler… Her ne kadar dublaj olarak gösterilse de, yurtdışında yaşayan türkler gözlediğim üzere tanıdık bir ortam görmekten hoşlandıkları için Türk dizilerini takip ediyorlar. Ben kendi adıma dublajı pek kabul edemediğim için bu gruba çok dahil olamıyorum, ama dizideki bir karakter ispanyolca konuşurken arkada Müslüm Baba çalarken Ayşe diye seslenince ister istemez nerede ne yapıyor olursam olayım televizyona kafamı çevirip bir gülümseme ile selam vermiyorum dersem de yalan olur…

Türk dizilerinin yabancıların gözünden nasıl olduğunu yorumlayan, yabancı memlekette yaşayan bir Türk kızıyım. Diziler üzerinden değerlendirmelerim devam edecek…

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

Between 2. Sezon İncelemesi

22 yaşın üstündekileri öldüren virüsten dolayı karantinaya alınan Pretty Lake çocukları, hükümetin örtbası içinde yaşam savaşı veriyorlar…

Between 2. Sezon İncelemesi – Tel Örgüleri Aşarken

İlk sezondaki ne olacağı belli olaylar serisinin üzerine, ikinci sezon bomba gibi geldi! Klasik zengin çocuk, asi kız, ezik oğlan triplerinden çıkıp; her köşesinde yeni bir hikaye, yeni bir karakter şekillenen, süprizlerle ve soru işaretleriyle dolu esrarengiz bir dizi halini almaya başladı.

Between 2. Sezon İncelemesi Netflix

İzole olmuş hayatlarında açlık soğuk gibi temel kaygılar taşırlarken, bir yandan da kişiler arası çıkar çatışmaları, beklentilerin uyuşmaması ile çıkan sorunlar, yanlış anlaşılmalar, şüphe ve hepsi ile birlikte gerilimin artması her adımda daha tahmin edilemez kararlar alan bir grup genci gösteriyor bize. Sorunluların daha da zorlaşan hayatta kendileriyle yüzleşmeleri, umutları yeşerten fikirlerin doğduğu sıkıntılı ortamlar, çaresizlikle alınan yanlış kararlar, beklenmedik etkiler yaratan hatalı hareketler, dışarıdan gelen büyük tehlikelere karşı hazırlanmaları gerekirken kendi aralarında sorun yaşayan gençler. Komplo teorisinin daha da derinleştiği, arka hikayelere de yer açan, büyükler ve küçükler arasındaki güç savaşları ve aslında belli olan belirsiz son.

Sonuç olarak Between 2. sezon, gençlik dizisi imajından uzaklaşıp “Walking Dead” gibi bir olay dizisine dönüşmesi ile şans vermeye değer olduğunu gösterdi! Her yaşın izleyebileceği, aşırılıktan uzak ama yeterince heyecan ögesi içeren, efektlerin değil olayların etkin olduğu bir dizi olarak benden iyi bir not alıyor.

Heyecanın daha da artmasını beklendiğim bir 3. Sezon için umarım onay çıkar diyorum. Bekliyor olacağım.

Between 2. Sezon Wiley Netflix

Kısa Kısa

  • Gord’un süt veren ineği öldürmesi üzerine saksılarda tarım yapma çabası bana çelişkili hareketler gibi göründü. Daha önce neden düşünmedi ki?
  • Wiley anne olsun mu olmasın mı karar veremedi 2 sezondur, zaten o bebek de eline hiç yakışmıyor ya neyse…
  • Kötü çocuk Ronnie’nin dişine göre bi kız bulamamışlardı ilk bölümden beri, neyse ki sonunda buldular galiba.
  • Yetimhane cidden bir çok insanın içindeki gerçek insanı ortaya çıkarıyor değil mi?
  • Aşk insana beklenmedik kararlar aldırıyor, aşık olmak tehlikelidir yazmaları lazım sanırım girişe…

SaveSave

SaveSave

Sadettin Teksoy, Stranger Things’e El Atarsa!

Uzun zamandır heyecanla beklenen ve daha korkutucu olacağı söylenen Stranger Things‘in yeni sezonu yayında. Netflix büyük beklenti yarattığı Stranger Things yeni bölümleri duyururken sadece fragmanlar ile yetinmedi, muhteşem işlere imza attı. Bu defa gizem konusunda televizyondan tanıdık bir isim Hawksins’te, Sadettin Teksoy!

Sadettin Teksoy ile Nokta Atışı

Dizinin yeni sezonunun çıkışını bu defa başka bir efsane hareket ile Sadettin Teksoy’u Hawkins’e yollayarak duyurdu. Yıllarca garip olaylar ile ekranlarımızın vazgeçilmez bir ismi olmuştu Sadettin Teksoy. Bu anlamda nostaljik havasına da tam uygun Stranger Things’in. Teksoy’u Hawkins’te gezinip çözmeye çalışırken 90’lar çocuklarının kendisini Stranger Things kahramanları ile aynı yaşta hissetmemesi pek mümkün değil, bana öyle hissettirdi en azından. Her ne kadar yaş baş dinlemeyen bir dizi olsa da bu anlamda biraz daha yakınlaşmış gibi seyircisine.

Dönence ve Stranger Things

Başka neler mi oldu? 4 gün önce Facebook’taki şu paylaşımda Barış Manço’nun Dönence müzikleri ile Stranger Things 2. sezon görüntülerini birleştirdikleri fragman ilgi toplamıştı. “Duyuyorum. Görüyorum. Biliyorum. Dünya alt üst oluyor. 27 Ekim’i bekle, geliyorum. #StrangerThings” mesajı ile paylaşılan video gerçekten de çok zekice bir hareketti. Bu da yine nostalji etkisini birleştirdiği bir iletişim olduğu için izleyenleri etkiledi ve bu kadar heyecan yarattı diye düşünüyorum.

Stranger Things ile 80’ler Müzik Yolculuğu

Spotify ile yaptığı işbirliği ile Stranger Things karakterlerinden hangisi ile müzik zevkinizin uyduğunu görüp, Spotify-StrangerThings sayfası üzerinden listelerine ulaşabiliyorsunuz. Listeler 80’lerin her tonundan müziklerle dolu, her biri gerçekten çok güzel. Sabahtan beri listeler arasında gezip, dizinin moduna girdim diyebilirim. Ben mi? Will çıktım ama tüm karakterlerin listelerini karıştırmadan da edemedim 😉 Mutlaka en az bir listeyi Spotify’da dinleyin ve listelere özel ekran koruyucusu ile upside down’a kısa bir yolculuk yapın derim.

Netflix gerçekten bütün hafta sonu oturup Stranger Things izlememiz için elinden geleni yaptı. Bize de bu dileğini gerçekleştirmekten başka bir seçenek kalmadı sanıyorum! Dizinin incelemeleri de yakında blogda olacak, takipte kalın.

Netflix Stranger Things 2. Sezon Spotify

SaveSave

SaveSave

Film ve Dizilerden En İyi Cadılar Bayramı Kostüm Fikirleri

Bu Cadılar Bayramında ister kendi partinizi düzenleyin, isterseniz birbirinden renkli partilerden birine davetli olun, gecenin en dikkat çeken isimlerinden biri olmak için film ve dizi karakterlerinden ilham alabilirsiniz. Sizler için hazırladığım en çarpıcı kostümlerinden oluşan listeden size en uygun olanı seçip kendinize uyarlayabilirsiniz. Korku çığlıklarının eğlenceli kahkahalara karıştığı bir Cadılar Bayramı geçirmeniz dileğiyle!

Sizin favori karakteriniz hangisi? Listede yoksa yorumlarda bizimle paylaşın!

Cadılar Bayramı Kostüm Önerileri

Beetlejuice

Beetlejuice Cadılar Bayramı Kostüm Halloween

Beetlejuice, Beetlejuice, Beetlejuice! Çizgili takımlar bu sene de moda 🙂 Hem kadın hem erkek için ideal bir seçim olabilir. Hem de kalabalığın içerisinde kim olduğunuzun tanınması garanti 😉

The Wizard of Oz

The Wizard of Oz - Cadılar Bayramı

Kalp mi, akıl mı yoksa cesaret mi? Hangisine ihtiyacınız varsa onu seçebilirsiniz! Ayrıca gruplar için de harika bir kostüm fikri.

Black Swan

Black Swan Cadılar Bayramı Kostüm Fikirleri

Siyah elbise her zaman günü kurtarır! Taç ve makyaj detayı ile siyah kuğuya dönüşmeniz an meselesi. Tütü de bulursanız sizden alası yok 🙂

Harry Potter

Harry Potter Harmione Ron Harry Cadılar Bayramı

Pelerinlerinizi, süpürgelerinizi ve asalarınızı hazırlayın! Harry Potter hayranları ister tek başınıza ister arkadaşlarınızla çok eğleneceğinize eminim.

Miss Piggy – The Muppet Show

Miss Piggy The Muppet Show Cadılar Bayramı

Çocukluğumuzun kokoşu Miss Piggy, pembe elbisenizi giymek için yeni bir bahane. Pembe eldivenler ve pembe far ile kıyafeti tamamlayabilirsiniz. Bir de elmaslar bir kızın en iyi arkadaşıdır, unutmayın! 🙂

Harley Quinn

Harley Quinn Suicide Squad Cadılar Bayramı

Punk kraliçesi Harley Quinn, biraz daha havalı ve asi bir kostüm arayanaları bekliyor. Son dönemde her mağazadan kolayca bulabileceğiniz geçici mavi ve pembe saç boyalarıyla da Margot Robbie‘nin Harley Quinn’ine dönüşebilirsiniz.

Wonder Woman

Wonder Woman

Wonder Woman bu yılın olmazsa olmazı. Savaşçı prenses Diana’nın kostümüne alternatif isterseniz filmdeki mavi elbisesi ile kılıç detayı ekleyerek gizemli bir hava da elde edebilirsiniz.

Katniss – Hunger Games

Hunger Games Katniss Cadılar Bayramı Halloween Kostüm Fikirleri

Siyah pantolon ve siyah boğazlı üst ile Katniss’e dönüşmek an meselesi. Katniss’in imzası saç örgüsüne yay ve ok aksesuarını da eklediğinizde işte hazırsınız!

Jack Sparrow – Karayip Korsanları

Jack Sparrow Karayip Korsanları Cadılar Bayramı Halloween Kostüm

Kırmızı bandanası, rastalı saçları, büyük tokalı kemerleri ve deli gözleri ile hepimizin gönlünde taht kuran korsanı kim olmak istemez ki? Siz saçlarınıza ne bulursanız takıp takıştırın da, fazlasından zarar gelmez.

V for Vendetta

V for Vendetta Cadılar Bayramı

Bir maskeye bakar!

The Bride & Elle Drive – Kill Bill

Kill Bill Cadılar Bayramı Kostüm (1)

İlham arıyorsanız Kill Bill kadınları o kadar renkli ki, cevabınız burada olabilir. Mesela sarı bir mont ile Gelin’e dönüşebilir ya da göz bandı ile bad-ass Elle Driver olabilirsiniz.

Holly Golightly – Breakfast at Tiffany’s

Breakfast at Tiffany's Holly Golightly Cadılar Bayramı

Elegan bir cadılar bayramı isteyenler için kalbimizin bir numarası tabii ki Audrey! Kahve ve kruvasan ile sabah ışıklarına kadar eğlenebilirsiniz.

Princess Leia & Jedi – Star Wars

Star Wars Cadılar Bayramı Kostüm

Sinema tarihinin en önemli başyapıtlarından Star Wars serisi bu listede olmazsa olmazdı. Film kostümleriyle tam bir kült. Parti boyunca Star Wars izlemeyenleri kovalayacağınız ışın kılıçlarını hazırlayın.

Game of Thrones

Game of Thrones Cadılar Bayramı Kostüm

7 yıldır herkesi etkileyen ve kendine bağlayan dizi karakteri Cadılar Bayramı partisinin de en popüler seçimi olacaktır. Kim olacağınıza karar vermek ise size kalmış!

Mr. Spock – Star Trek

Mr. Spock Star Trek Cadılar Bayramı

Ortama selam vererek girmeyi unutmayın! Star Trek de Cadılar Bayramı için bir hazine ama Spock’ın yeri apayrı. Kıyafeti oluşturmak da çok kolay, biraz makyaj ve mavi kazak ile işlem tamam!

Breaking Bad

Breaking Bad Cadılar Bayramı Kostüm

Cadılar Bayramına tehlikenin kendisi olarak katılmak isterseniz Heisenberg doğru bir seçim. Sarı tulum ve laboratuvar gözlüğü ile partide kesin dikkat çekeceksiniz.

Ay Savaşçısı

Sailor Moon Ay Savaşçısı Cadılar Bayramı Kostüm

Sailor Moon! Çocukluğumuzun en sevilen karakterlerinden Ay Savaşçısı’nın kalbimde yeri hep ayrı. Anime kanalında denk gelince yine izleyenler kimler? Çıkın ortaya, yalnız değilsiniz 🙂

Joker – The Dark Knight Üçlemesi

Joker Cadılar Bayramı Kostüm Halloween

Siz de Batman kostümlerinden sıkıldıysanız Cadılar Bayramı için daha anarşist bir karakter olan Joker’i seçebilirsiniz. Makyajınız, mor kıyafetler ve sarı geçici boyalı saçlar ile abarttığınız ölçüde korkunç olabilirsiniz!

SaveSave

SaveSave

SaveSaveSaveSave

SaveSave

Lucifer 1. Sezon İncelemesi

Herşey, hikayenin en başında belirtildiği gibi, cenneten kovulan ve sonsuza kadar cehennemi yönetmesi için görevlendirilen Lucifer‘in -nam-ı değer Şeytan- sıkılıp Melekler Şehrine tatile gelmesi ile başlıyor…

The Mentalist ve Castle gibi, işini iyi yapmaya çalışan, dürüst dedektif ve ona yardımcı bir özel uzman -bizim adamımız Lucifer- konseptli bir polisiye dizi. Bu tarz dizilerin en basitini bile seven ben, insanların arasına karışan Şeytan fantastik ögesiyle daha da çok keyif aldım. Özellikle de Lucifer Morningstar‘ın (Tom Ellis) –tam bir sahne adı değil mi?- şımarık karakteri ve her anından ölümsüz şeytan olduğunu vurgulayan kendini beğenmiş/ haklı tavırları eğlenceyi bir doz daha arttırıyor.

Lucifer 1. Sezon İncelemesi – Asi Çocuk Dünya da

Lucifer Melek 1. Sezon

Babasının ondan beklentilerini karşılamak istemeyen, isyankar, asi çocuk Lucifer; kendini insanların arasında her geçen an daha insancıl hisler içerisinde bulurken, telepatik yetenekleri sayesinde cinayetleri çözmesine yardımcı olduğu polis ortağı ile tanımadığı ve anlayamadığı bir duygusal etkileşime giriyor.

Doğa üstü olayların eğlenceyi arttırdığı, dini göndermelerin hafif alaylı bir şekilde ele alındığı cehennem kadar sıcak bir sezondu Lucifer 1. Sezon. Netflix Peru’da aylardır 2. sezonun yayınlanmaması sebebiyle kısa süre içerisinde Netflix‘i aldatacağım gibi görünüyor. Keyifli vakitler geçirebieceğimi düşündüren 2 sezon daha beni bekliyor internette bir yerlerde…

Altın kalpli şeytan Lucifer dan öğrenebileceğimiz şudur ki; eğer şeytanın kendisi bile iyi olabiliyorsa, biz insanlar için hala bir umut var demektir 🙂

Lucifer Tom Ellis 1. Sezon

Sezonun En İyi Bölümü: 9 – A Priest Walks Into A Bar

Kısa Kısa

  • İkilinin arasındaki elektik gerçekten tatlı bir dozda ilerliyor, nasıl gelişecek merak içerisindeyim.
  • Terapist ile olan görüşmelerde neredeyse gözlerimden yaşlar gelerek güldüm bazı yerlerde, cidden de çok sorunlu bir şeytan değil mi?
  • Küçük kızın ufak ufak Lucifer’in kanına girmesi çok sevimli.
  • En yerinde takma isim dedektif Douchebag değil de nedir?

Akılda Kalanlar

Papaz Frank: We all have demons inside

Lucifer: My demon tends the bar

Chloe: I still can’t believe it, that the wings are…
Lucifer: Real? Esquisite? Divine? It is ok, say it.
Chloe: I was gonna say “For Sale”

Chloe: You? You’re really in therapy?
Lucifer: Why is that so suprising?
Chloe: You’re teh least reflective person I know.
Lucifer: I have layers. I’m like onion. An irresisteble one.

Stranger Things 2. Sezon’dan Yeni Fragman

İlk sezonu ile beni de kapsayan geniş bir hayran kitlesi edinen Netflix dizisi Stranger Things’in ikinci sezonu 27 Ekim’de yayınlanıyor! Yeni bölümlere günler kala yayınlanan fragman saat saydıracak kadar heyecanlı. Çıkan haberler yeni sezonun daha karanlık ve daha korkutucu olacağı yönündeydi, bu da tabii heyecanı arttıranlardan biri. Stranger Things 2. Sezon fragmanı da bunu kanıtlar yönde.

Cadılar Bayramı’nda Netflix‘te izlenebilir olacak Stranger Things’in sezon açıklaması şöyle:

“Sene 1984. Hawkins, Indiana’da yaşayanlar Demogorgon dehşetinin ve Hawkins Laboratuvarı’nda dönen sırların neden olduğu şoku henüz atlatamadı. Will Byers, Baş Aşağı dünyadan kurtarılsa da daha büyük ve uğursuz bir varlık hayatta kalanları tehdit etmeye devam ediyor.”

”Hiçbir şey kabus değil, hepsi gerçekten oluyor ve her şeyin bir sebebi var.”

Between 1. Sezon İncelemesi

Biraz gençlik, biraz fantastik dizi kateregorisinde yer alan Between, Netflix dizileri arasında en çok eleştiri alanlardan biri olma özelliğini taşıyor. Between 1. sezon, ölümcül bir virüs yüzünden 21 yaşın üzerindekilerin öldüğü, hükümetin kararı üzerine karantinaya alınan hatta bir süre sonra dışarı ile iletişimi kesilen minik bir Amerikan kasabasında yaşanılanları ele alıyor.

Between 1. Sezon İncelemesi: Tel Çitlerin Arkasındaki Çocuklar

Her türlü diziyi izleyen biri olarak, 6 bölümlük ilk sezonda eleştirilere hak vererek; ne bir gençlik dizisi keyfi, ne bir gerilim dizisi heyecanı bulabildim. Daha çok karakterleri bize tanıtmaya çalışan, parça parça, yavaş yavaş ilerleyen bir takım bölümler izlemiş olduk. Klasik yoldan çıkmış gençler, fazla koruyucu ya da çaresiz ebeveynler gibi klişelerin dışına çıkamamış da olsalar, bu kadar klişenin bir arada toplanması bende sanki bunlar böyle devam etmeyecek gibi duruyor etkisi yarattı. İlk bölümlerde virüs ve etkileri odaklı konular görsek de, benim aklımda hep bi “peki ya şimdi ne olacak?” sorusu dolanıyordu. İlerleyen bölümlerde geride kalanların yaşadıkları ön plana çıkmaya başladıkça tahmin edilebilir olaylar serisinin bir tık dışına çıkmayı başardı gibi. Gibi diyorum çünkü Between 1. sezonun ancak sonunda bu enerjiyi verebildiler ve sanki bu bir başlangıçtı asıl enerjisi bir sonraki sezonda daha çok artacak gibi bir his yarattı bende…

Kesinlikle izlemeye değer diyemiyor olsam da, sadece 6 bölümle, çok karakterli biz dizide olaylara henüz giriş yapamamış olabilirler diyerek, 2. Sezona bir şans vermeyi düşünüyorum. Umarım hayal kırıklığı ve ya zaman kaybı olmaz.

Between 1. Sezon İnceleme Eleştiris

Between 1. Sezon: Kısa Kısa

  • Ölüleri bu kadar ezmeyin yahu, biraz bi koksunlar çürüsünler falan…
  • Anası babası abisi kardeşi ölen bu çocuk yaştaki gençlerin hepsinin kısa zamanda hemen herşeyi kabullenmiş moda girmeleri, hiç bir duygu değişimi göstermemeleri gerçeklikten çok uzak duruyor.
  • Kötü çocuk Ron un bu kadar hızlı iyi çocuğa dönmesi hiç inandırıcı değil bence…
  • Bazı aşklar çok tatlı, bakalım böyle mi devam edecek?

SaveSave

White Gold 1. Sezon İncelemesi

Gossip Girl izleyicilerinin şu sıralar Netflix‘te gözüne çarpmış olacağını tahmin ettiğim White Gold 1. Sezon en sevdiğimiz kötü adamlardan Chuck Bass’i oynayan Ed Westwick’in başrolünde oynadığı 6 bölümlük bir komedi dizisi. 80’lerde geçen BBC Two yapımı, Essex’te çift katlı pimapen satan bir grup satışçının hikayesini anlatıyor. Bu hikayenin başrolündeki Vincent Swan, kendine güvenen ve şeytan tüyüne sahip bir adam. Bir nevi House of Cards misali aynı zamanda hikayenin anlatıcısı da rolünde.

White Gold 1. Sezon: Chuck Bass Essex’te

Chuck Bass sonrasında bir türlü güzel işlerde izleyemediğimiz Ed Westwick’i orijinal aksanı ile görmek başta şaşırtabilir ama kesinlikle bir o kadar keyifli. Vincent Swan kesinlikle Bassvari bir adam, Westwick bildiği bir yerden oynuyor ama bu belki Bass karizmasını özlediğimizden beni pek rahatsız etmedi. Ona eşlik eden şeytani Brian ve güzel yüz Lavander ile birlikte satış konusunda da saçmalama konusunda da üstlerine yok. Bu kadar kendinden emin bir ekibin tabii ki başına gelen şeyler de aynı sevidede komik.

Linzey Cocker‘in oynadığı Sam Swan, Vincent’ın erken yaşta evlendiği eşi. Bir Blair Waldorf değil tabii. Her şey çok iyi gidiyor gibi görünse de Vincent’ın dalavere dünyasının için de kaybolduğunu bilmiyor Sam. İki çocukla birlikte Vincent’ten daha fazla ilgi bekliyor ve yavaşça Vincent’ın sırlarının örtüsünü kaldırmaya başlıyor. 

İlk bölümün enerjisini üçüncü bölümde kaybeder gibi olsa da toparlamayı başarıyor White Gold 1. sezon sonunda. Kısa ve eğlencelik bir dizi olarak yeterince başarılı. Dizinin popülaritesi sayesinde 2018’de Swan ve arkadaşlarının maceralarını izlemeye devam edebileceğiz gibi görünüyor.

GLOW 1. Sezon İncelemesi

Yeni bir Netflix dizisi olan GLOW açılımı ile Gorgeous Ladies of Restling, Netflix’in bu ara pek sevdiği 80’ler dalgasının son ürünü. Stranger Things sonrasında 80’leri keşfetmeyi ve farklı açılardan anlatmayı seviyorlar. Bu defa yeni televizyon dünyasının en sevdiğimiz yönünü keşfediyoruz: güçlü kadın karakterler! GLOW 1. Sezon kadınların güreştiği bir televizyon programının hazırlık sürecini konu alıyor. Gerçekten 86-89 yılları arasında GLOW: Gorgeous Ladies of Wrestling adında bir program yayınlanmış. 2012’de güreşen kadınların hikayeleri ile ilgili bir belgesel var ve bu diziye ilham olmuş olsa gerek. Yönetmen, yapımcı ve güreşen kadınların personaları gerçek karakterlere dayanıyor.

GLOW 1. Sezon Ruth

GLOW 1. Sezon: Kadınların Gücü Adına!

Ana karakter olarak takip ettiğimiz Ruth (Alison Brie), Los Angeles’ta oyunculuk yapmaya çalışan ama bir türlü bir dikiş tutturamamış genç bir kadın. İlk sahnelerde evli bir adamla ilişkisi olduğunu fark ettiğimiz Ruth’un durumu pek iç açıcı görünmüyor. Maddi sıkıntılarınından öte kendine güvenini kaybetmesinden kaynaklanan problemleri ile boğuşuyor ki yakın arkadaşı Debbie (Betty Gilpinile bozulan ilişkisi de bununla alakalı.
Bütün çaresizliği içerisinde bulduğu her rol görüşmesine giderken kendisini bir güreş programında bulması ile olaylar başlıyor. En az Ruth kadar kötü durumda olan yönetmen Sam (Marc Maron), bu projeyi tamamen bir sonraki filmine para bulmak için yapıyor. Kimse mutlu değil ya da inandığı şeyi yapamıyor başlangıç noktasında. Dizinin güzelliği de bütün bu dip nokta içerisinden birlikte buldukları güç aslında. Ruth yüzünden güreş içerisinde bulan ve aslında neden orada olduğunu çözmesi zaman alan Debbie ise hem drama anlamında hem de karakter gelişimi anlamında en büyük gücü sağlıyor. İngiliz müzisyen Kate Nash‘de Rhonda karakteri ile kızlar arenasını renklendiriyor.

GLOW 1. Sezon The Gang

GLOW 1. Sezon: Güreşecek Miyiz Yoksa Güreşçileri Mi Oynayacağız?

Olacak mı olmayacak mı? Bu kızlar güreşmeyi becerebilecek mi derken ilk sezonun sonuna geldim. Ortalarda biraz yavaşlayan sezon son 2 bölüm ile toparlayıp kızların kendilerine güvenlerinin artması ve birbirlerini gerçekten sevmeye başlamaları ile güzelleşti. Hepsi birbirinden garip 14 kadının sonunda kurt kadın Sheila’ya kurt yaşına göre pasta almaları gibi detaylar ile birbirlerini nasıl da kabul ettikleri, edebildikleri sürekli birbiri ile didişen kadın görüntülerinin yanında tadından yenmez bana göre. Gönlümü kaptı bu şekilde. Yapımcı Bash’in bile sonunda pembe parlak farı ile kendi olabildiği noktaya ulaşıyoruz ve aslında hikaye tam burada başlıyor.
GLOW seyirciyi güldürürken karakterlerini umursatmayı başarıyor. Verdiği mesajlar ve yarattığı kadınlar ekranda hep görmek istediğimiz türden, karmaşık, azimli, tutkulu, kendisi olmak isteyen, kendi hikayesini yazmak isteyen kadınlar. Her biri kendi yolculuğunda, sadece yolları kesişmiş ve birlikte savaşıyorlar. Sezon sonunda ringe çıkmayı başaran GLOW kadınlarının hikayelerini ve başarılarını izlemeye devam etmek istiyorum. Neyse ki Netflix 2. sezon onayını verdi bile. Daha parlak daha güçlü bir sezon vaat ediyor. Ruth ve Debbie yine odakta olsa da diğerlerini daha fazla tanıyabilmeyi diliyorum.
En İyi Bölüm: 10 – Money’s in the Chase
Parlayan Karakter: Ruth

Kısa Kısa

  • Her ne kadar Debbie’nin son bölümde ne yapacağı belli olsa da çok güzel oldu yahu!
  • Hayalim tüm kızların toplanıp Debbie’nin kocası Mark’ı pataklaması
  • Son bölümde Carmen’in babasının gelmesi gözleri yaşartmadı değil.
  • She Wolf’u daha fazla tanıyabilir miyiz lütfen?
  • Arthie’ye daha doğru düzgün bir karakter verilmesini diliyorum yeni sezonda. Bombacı tipine göz devirmekten gözlerim bozuldu.
  • Sam ve Ruth’un birbiri için yaratıldığına tek ben inanmıyorum umarım.
  • Kızların Sheila ile birlikte hep beraber uluması tadından yenmez bir sahne idi, kenara yazılsın.

SaveSave

SaveSave

SaveSave