Alien: Covenant

0
377
Alien: Covenant
Yönetmen: Ridley Scott | Senaryo: John Logan, Dante Harper | Oyuncular: Michael Fassbender, Katherine Waterston, Billy Crudup | 2017 | Süre: 122dk

Ridley Scott, 2012 yılında Prometheus ile döndüğü Alien evrenindeki macerasına Alien: Covenant ile devam ediyor. 1979’da başlayan Ailen efsanesine bir ön hikaye yazmak için yola çıkan Scott, en ihtişamlı günlerinin eseri olan uzaydaki korku senfonisine insanın varoluşuna uzanan bir soru ile yaklaşmıştı. İlk serinin başarısını yakalamasa da Alien 3 ve sonrası filmlere göre çok daha beğenilen bir film olmuştu. Alien: Covenant, Prometheus‘un bıraktığı noktadan başlamıyor da olsa hikayenin devamını getiriyor.

Alien: Covenant mı Prometheus 2 mi?

Filme adını veren Covenant gemisi 2000 kişi ve 1140 embriyo ile yeni bir gezegende kendilerine dünya inşa etmek için yola çıkan koloni gemisi. İlk dakikalarda yaşanan bir kaza tüm mürettabatın erken uyanmasına sebep oluyor. Yaşanan kazadan korkan mürettebt tekrar uyumak istemeyerek yakınlardan sinyal aldıkları bir gezegeni incelemeye karar veriyorlar.

Scott filmi Prometheus‘ta tanıştığımız android David’in yaratım süreci ile açarak, androidlerin hikayede alacağı kilit rolün işaretini veriyor. Yönetmen klasik korku filmi serisini Prometheus ile farklı bir yöne götürüp androidler üzerinden insanın nereden geldiğini ve Blade Runner misali yaratan/yaratılan ilişkisini sorgulamaya başlamıştı. Seriden çok farklı, sembolik bir anlatım tercih etmişti. Covenant öncülüne göre Alien köklerine dönen korku ağırlıklı bir film olsa da ilk filmden tamamen kopmadan devam ediyor. İlk sahneden yaratabilen David’in tanrı kompleksini ve kendisini nasıl insanlardan üstün gördüğünü vererek varoluşun temeli ile ilgili sorusuna devam ediyor. Yaratıcı gücün karşısına görev bilinci ve sevgiyi çıkartarak insanı insan yapan nedir konusuna cevaplar arıyor. Bu açtığı güzel kapılar hem ilk filme hem Prometheus’a bağlılığını kanıtlamaya çalışırken sadece aralık kalabiliyor.

Yeni Ripley ya da Daniels

Korku öğeleri ve Alien ruhuna döndüğümüzde ise fazla bilindik bir hikaye olmasının sıkıntısını çekmemek elde değil. Yeni Ripley’imiz Daniels’i oynayan Katherine Waterston ile geçtiğimiz yıl Fantastic Beasts and How to Find Them ile tanışmıştık. Ne acı ki 80’lerde muhteşem olan güçlü kadın portresi geri dönüşüme girmekten üçüncü kaliteye dönüşmüş durumda ve bunda Waterston’un hiç suçu yok. Reenkarne Ripley tüm film boyunca bekleneni verdiği gibi hiç de şaşırtamıyor bu kadar benzer olunca. Karşımızda Thelma & Louise gibi muhteşem kadın portesini bize hediye etmiş bir yönetmen olmasa hiç takılmayacağım. Söz konusu Scott olunca kolay geçit veremiyorum. Karakterlerin gruptan ayrıldıklarında başlarına geleceklerden filmin en büyük şaşırtmacası olması gereken son sahnesine dek fazlaca tahmin edilebilir bir hikayeye rağmen yetkin bir film olması Scott’un deneyiminden. Ridley Scott ne zaman korkutacağını çok iyi biliyor. Filmde tempo sıkıntısı kesinlikle yok. Bu kadar ne yaptığını bilen bir yönetmenin elinden çıkmasa yılın en kötü filmlerinden birine dönüşebilecekken kendisini kurtarmayı başarıyor.

Filmin bir başka güzelliği pek tabii ki Michael Fassbender. Hem David hem de Walter olarak karşımıza çıkan muhteşem aktörü bu iki farklı karakterdeki android olarak izlemek en tadından yenmez kısmıydı. Ekibin geri kalanına filmin en başından beri yem olarak baktığım için çok fazla duygusal bağ kuramadığımı da itiraf etmem gerek. Yine de James Franco’yu sadece bir kaç saniye görmüş olmamız muhteşemdi itiraf etmek gerekirse. Billy Crudup mı? Sinir bozucu olması gerektiğini fazla iyi anladığı için onun için olumlu hislerle ayrılamadım.

Alien: Covenant, serinin severlerine uzun yıllar sonra Alien’e en yakın seyiri yaşatıyor. Bu nedenle ilk iki filmi sevenlere öneriyorum, serinin diğer filmlerini izlediyseniz zaten daha kötüsü olmayacağını biliyorsunuz. Geri dönüştürülmüş hikayesi ile Star Wars: The Force Awakens hissiyatı yaşatacak olsa da kaliteli yapımı ve Prometheus’a göre çok daha iyi temposu sayesinde korku-bilim kurgu severlere önerilir. Yeni bir şey beklemediğiniz sürece hayal kırıklığına da uğratmayacaktır.

DEĞERLENDİRME
Yazarın Notu
PAYLAŞ
Önceki İçerikDünya Festivallerinin En İyileri İstanbul Modern’de!
Sonraki İçerik13 Reasons Why 1. Sezon 4. Bölüm İncelemesi
Sinema ve kitap tutkunu bir dijital dünya insanı. Konuşmayı, anlatmayı çok sevdiği için başladığı bloggerlık yolculuğunda sinema maceralarını Tarçınlı Kahve üzerinde paylaşıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here